Yazarlar-Konular

DÜNYA KAÇ SULTANLIK YERDİR?

Selim Özgül

Dünya eskiden kaç sultanlıktı, şimdi kaç sultanlıktır?

Farklı açılardan bakıp farklı cevaplar vermek mümkündür bu soruya.

Bir tarihte şu sonuca varmış halk ozanı Dadaloğlu, bu konudaki yanılgısını da itiraf ederek:

Yedi iklim dört köşeyi dolandım

Meğer dünya her tarafta bir imiş

Ben dünyayı Al’Osman’ın sanırdım

Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş

Peki, nasıl bir yermiş bu yüz sultanlık dünya?

Onu da şöyle anlatıyor Dadaloğlu:

irili ufaklı insan piç oldu

Onlar doğdu geçinmesi güç oldu

Altı arap atlı şahbaz nic’oldu

Mamur sandım yalan dünya çürümüş

Peki sonra n’olmuş, bu çürümenin üzerinde, ilim irfanın da gelişmesiyle yepyeni bir hayat filizlenmiş mi?

Onu da şöyle anlatıyor Dadaloğlu, aynı türküsünde:

Okuttuğun tutmaz oldu alimler

Kalmadı adalet arttı zulümler

Terlemeden mal kazanan zalimler

Can verirken soluması zor imiş

İnsanların topluca, avlayabildiği hayvanların etiyle sütüyle, doğanın toplayabildiği otuyla, meyvesiyle karnını doyurduğu; bir şekilde çatıp çatıştırdığı sığınaklarda barındığı o sorunsuz ilkel denilen dönemlerden, birbirini yediği, birbirinin yerine yurduna göz diktiği günlere gelinmiş.

Sultanlar ortaya çıkmış!

Dadaloğlu’nun kendi dönemindeki sayışıyla: “Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş.”

Dadaloğlu döneminden bu yana çok zaman geçti.

Peki, bugün dünya kaç sultanlık yerdir?

İnsanları tebaa gören sultanlara yer var mıdır bugünün ilim irfan dünyasında?

Dadaloğlu’nun o tarihlerde “Okuttuğun tutmaz oldu alimler” diyerek sitem ettiği âlimlerin okuttuğu tutuyor mu bugün?

Amerika Birleşik Devletleri bugün dünyanın en köklü demokrasilerinden birine ve dolayısıyla da insan hakları anlamında geniş yelpazeli sağlam bir anayasaya sahiptir.

Bu hakları elde edebilmek için çok çetin ve kanlı mücadeleler verilmiştir orada.

Siyasal partilerin de ilk ortaya çıktığı ülkedir, bu ülke.

İlim irfan, teknolojik gelişme onlardan sorulur. İşte bu yüzdendir ki, dünyanın dört bir yanından öğrenciler okumak ve eğitim düzeylerini artırmak için bu ülkenin konsolosluklarının ve köklü üniversitelerinin önünde kuyruk oluşturur.

Gel gör ki, bu ülkenin yönetimi, dünyanın neredeyse tek sahibi!

Bugüne kadar yarattığı kukla yönetimler sayesinde yönetiyordu bir şekilde işgal ettiği, kanını emdiği ülkeleri.

Şimdi ise “Ben yöneteceğim” diyor açık açık.

“Venezuela’yı biz yöneteceğiz” diyor, mesela.

Ne diyordu Dadaloğlu?:

Okuttuğun tutmaz oldu alimler

Kalmadı adalet arttı zulümler.

Petrol ve değerli toprak elementleri iştahını kabartıyormuş Amerika Birleşik Devletleri’nin, söylendiğine göre.

İşgal örneklerine bakınca doğru gibi geliyor bu saptama.

Libya, Irak, Suriye… şimdi de Venezuela!

“Terlemeden mal kazanan zalimler.”

Amerikan vatandaşların bir kısmının kendi ülke yöneticilerinin bu işgalci ve sömürgeci zalim tutumuna iç siyasetteki yoğun propaganda ve yaratılan milliyetçilik havasıyla destek vermesi bir yerde anlaşılabilir.

Fakat başka ülke yurttaşlarının ve siyasetçilerinin Amerika Birleşik Devletleri yönetimine sempati beslemeleri, onlarla birlikte yol yürüyüp bir ülkeyi özgürleştirme, özür ve bağımsız bir ülke yaratma umuduna kapılmaları anlaşılır gibi değil.

Şimdilerde sonucu çok merak edilen Suriye’deki operasyonun varacağı yer, bugün Venezuela’nın geldiği yer olacaktır.

” Utanç verici işgal, sömürü ve zalimliklerin yaşandığı coğrafyalarda bizim şairin “Kör olasın demiyorum/Kör olma da gör beni” dizeleri yankılanıyor sanki. (Selim ÖZGÜL)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir