Yazarlar-Konular

BUGÜNKÜ HALİMİZE NASIL DÖNÜŞTÜK?

OKTAY  KAYNAK

Günümüzden 8-10 milyon yıl önce çöken doğu Afrika’daki Rift vadisinin belirli bir yerinde bir anlamda mahsur kalan bir şekilde tuzağa düşen şempanzeyle ortak atamız olan primat yaşamını ve neslini sürdürebilmek için tatlı suda balık avlamak ve bu şekilde yaşamını ve türünü sürdürmek zorunda kalmıştır. bu arada suda boğulmamak için kafasını su dışında tutmak zorunda kalmıştır ve dolayısıyla farkında olmadan ayağa kalkmıştır (çinde bulunduğu suların bazı bölümlerinin yeraltı kaplıca suları olduğunu düşünebiliriz ) günümüzde olduğu gibi Rift vadisinde ki tektonik çökmelerden dolayı yeraltı suları yeryüzüne çıkmıştır. Bu tür sularda geçirilen bir kaç milyon yıl bu primatın belden aşağısını insansı hale getirmiştir. Belki belden aşağı iskeletinin, belki bacak ve ayak kemikleri insansı olmasında bu sıcak kaplıca sularının da etkisi olduğu düşünülebilir. İnsan vücudunun 2 – 4 milyon yıl süresince su içinde kalması tüysüzlüğün sebebi diye düşünülmelidir. Çünkü suda yaşayan canlıların tüyleri yoktur. kafası su içinde kalmadığı için ,boğulma riskinden dolayı  tüylüdür .Belden aşağısını insansı hale getiren bu 2-4  milyon yıllık süreç içerisinde kafatası, beyin dokusu neden büyümeye başlamamıştır/.neyi beklemiştir. Belden aşağısı insansı olduktan sonar  ki tuzağa düşeli 2 milyon yıl olmuştur. vadide meydana gelen erozyonlar sayesinde vadiden çıkmış olabilir. Fakat ayak baş parmağı insansı olup  kavrama yeteneğini yitirdiği için ağaçlarda bir primat gibi kolay hareket yeteneğini yitirmiştir ve belden aşağısı terresteriel, yere belden yukarısıda arborial, ağaççı olmuştur yerde yaşamak zorunda kalmıştır . Bu iskelet yapısının yaşamını ve neslini sürdürme açısından riskli olduğu anlaşılmalıdır. belden yukarısınında insansı olması gerekir ki kolay yürüyebilsin ,kolay koşabilsin yani o iskelet yapısı yaşam için bir dezavantaj teşkil etmektedir. Ayrıca fizik yasaları gereği belden yukarısının belden aşağısına uyması yani aynı günümüz insanının iskelet yapısı gibi olması zorunluluğu vardır. Australoit fecus fosillerinin belden eğriliği bir anlamda belden bükülmüş kambur bir insan gibi oldukları anlaşılamamaktadır. Bir canlının ağırlık aksının ayak alanları dışına çıkmaması gerekir. Aksi halde avcısından kaçarken, avlanırken zorluk çekecek, yaşamını sürdürmekte sorunları olacaktır. Bu nedenle gövde derece derece dikleşmeye ve günümüz insanınınki gibi ideal iki ayaklı iskelet olma yoluna çıkmıştır. Doğal olarak primatlardaki çömlek karınlılığın sona ermesi gerekmiştir. kaburga kafesi primatlardaki konik yapıdan insanlardaki silindirik yapıya dönüşmeye başlamıştır. Bu arada yaşam sürmekte, yavrular doğmakta, nesiller devam etmektedir. Tek yavrulayan memelilerin, ikiz, üçüzler istisnadır. Uterusundaki embriyoların kafaları doğum kanalına yakın bedenlerinin arka kısmı ise armut biçimindeki uterusun geniş tarafındadır. Öyle yerleşirler, öyle gelişirler ve öyle yüzleri annelerinin karınlarına dönük olarak doğarlar. Bu şempanze dahil günümüz primatlarında böyledir.insanda ise tam tersidir.Bu birtek insana özgüdür. Embriyonun kafası armut biçimindeki uterusun geniş tarafında bedeninin alt tarafı ise doğum kanalına yakın dar tarafındadır.i(nsan embriyonu doğuma iki ay kala baş aşağı döner ve öyle doğar.

Akıl Taklası Dönemi

Belden aşağısı 2- 4 milyon yıl süren özel şartlardan dolayı insansı hale gelen Australopit hecus’un belden yukarısı fizik yasaları ve yaşamını sürdürme avantajı olarak dikleşmeye başlamıştır. Aynı zamanda göğüs  kafesi daralmaya başlamıştır. Bu dikleşmenin ve daralmanın öyle bir noktası vardır ki uterustaki embriyonun duruş biçimi değişmeye başlamıştır. Paleoantropoloji bilimi Australopit hecusların yüzlerinin annelerinin bir bacağına dönük doğduğunu söylemektedir.Bu primattan insana gidişin bir ara aşamasıdır yani modern insanda olduğu gibi yüzü annenin sırtına dönük doğma süreci başlamıştır. Gövde dikleşmesinin ve kaburga daralması ve silindirikleşmesinin gitmek üzere yola çıktığı  şekil, modern insan şeklidir. Bu modern insana gidiş yolculuğunun belirli bir aşamasından sonra uterustaki embriyo 180 derecelik bir takla atmak zorunda kalmıştır. Bunun nedeni yer çekimi, gövde dikliği ve karın bölgesinin daralmasıdır. Ben buna A59: 6A5:A;9 ,salto intelligentes diyorum. Bu akıl taklasından sonra kafatası, beyin dokusu büyümesi başlamıştır. Australopit hecuslarda ki insana yönelik kafatası,beyin dokusu çeşitliliğinin ve giderek  büyümenin nedeni bu akıl taklasıdır. Gövde dikleşiyor kaburga silindirikleşiyor, karın bölgesi daraldıkça kafatasındaki, beyin dokusu büyümeye devam etmiştir ta ki gövde dikleşmesi tamamlanıncaya kadar. Günümüzde gövde dikleşmesinin tamamlandığını kabul edersek kafatası büyümesinin de bittiğini kabul edebiliriz. Bu gövde dikleşmesi sırasında her Australopit hecus kendisinden kafatası hacmi biraz büyük bir yavru doğurmuştur; sonuç olarak şunu söyleyebiliriz, akıllı canlı olma yolculuğu ayağa kalkan bir primatla değil annesinin rahminde 180 derecelik salto intelligentes atan embriyoyla başlamıştır.

Neden suda yaşayan bir akıllı canlı günümüz insanı yoktur?

Suda yaşayan,suda soluyan,yaşamak için oksijenini sudan alan, okyanuslardaki yeraltı madenlerini çıkarıp işleyen piramitler inşa eden bir canlı yoktur? İnsan aklı ve hayal gücü deniz kızı mitolojisini üretmiştir! Her yunuslar, balinalar denizlerin veya okyanusların dibinde yere basarak insan gibi yürüselerdi ve dik dursalardı, onların da yavruları bir (solta intelligente) atardı ve akıllı canlı olurdu. Suda yaşayan her canlı yatay olarak yaşadığı için,fizik yasaları gereği yatay yaşamak zorunda oldukları için, akıllı canlı üretememişlerdir. Bir çok kara canlısının denizaslanı, denizatı, suaygırı,vs gibi suda yaşayan denkleri var, neden insanın olmasın? İnsanın suda denkliğinin olmamasının nedeni suda yaşayan memelilerin dik yürüyerek yaşayamamalarıdır.

Oktay Kaynak

Bilim insanı. Araştırmacı – yazar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir