Yazarlar-Konular

SULAR KIZI AYŞE

Halis Açacak

Tecirlileri yazmaya devam ediyoruz.

Kışları Osmaniye ve çevresinde, yazları uzun yayla adıyla bilinen Kayseri-Sıvas yöresinde konup göçen Tecirliler genel olarak göç yolu olarak Ceyhan Irmağını takip ederlermiş. Bütün yıl suya girilebilen bir ortam olunca balıklarla yarışan yüzücüler yetişmiş. Kadınların özgürce hareketleri nedeniyle yüzücülerin pek çoğu kadınlarmış.

Kadın yüzücülerin arasında Ayşe diye bir genç kız varmış ki dillere destan, bu gün yaşasa yüzme dalında olimpiyat madalyasını kimseye kaptırmazmış. Bu nedenle adı “Sular Kızı Ayşe” diye anılmaya başlamış. Yalnız yüzme de olsa, güzellikte de üstüne yokmuş. Bu iki dalda Ayşe’nin ünü pek çok yörede söylenir olmuş.

Afşin Yöresinden daha önce babası yerleşik düzene geçen, yine aynı aşiretten Tecirli Ali de Ayşe’nin güzelliğini duymuş. Evlenme zamanı da gelmiş olan Ali’yi, Ayşe’yi hiç olmazsa bir kerecik görme arzusu sarıp sarmalamış. Bu arzuya karşı dirense de o sırada kışlakta olan Aşiretin bulunduğu şimdiki Osmaniye yöresine doğru yola düşürmüş.

Aşiret geniş bir yöreyi kaplamış. 1400 çadır ve 15 000 nüfusu ile görkemli bir topluluk. Şimdiki Dervişiye köyünün olduğu yerde Aşiretin “Şor Evi” diye adlandırdığı meclis çadırı var. Osmaniye daha kurulmamış. Yerinde “Hacıosman Köyü” var.

Afşinli Tecirli Ali gelip bulmuş Sular kızı Ayşe’yi. İlk görüşte kendinden geçmiş. Ama Aşirette yerleşik düzene geçen Tecirlilere iyi gözle bakılmadığından Ayşe Ali’ye yüz vermemiş. Ali’nin ısrarına dayanamayan Ayşe, iskan eden Tecirlilerin ovada, konup göçenlerin de dağlarda yaşadığını sözlerine temel olarak alıp, “Ovanın tazısı (av köpeği) dağların ceylanını avlayamaz” diyerek eli boş göndermiş.

Zaman içerisinde Ali de Ayşe de evlenmişler. Birer çocukları olmuş. Olacak bu ya Ali’nin karısı, Ayşe’nin de kocası ölmüş. Ali yeniden yollara düşüp Ayşe’yi bulmuş ve evlenmeye razı etmiş.

Evlendikten bir süre sonra bir sohbet sırasında Ali bıyık altından gülümseyerek,

“Hani ovanın tazısı, dağların ceylanını avlayamazdı?” demiş. Ayşe bozulmuş ama sıkıntısını belli etmeden gayet sakin,

“Kim derdi ki, o yıl çok kar yağacak, inanılmaz soğuk bir kış hüküm sürecek ve uyuz köpekler bile av yapacak”

Ayşe evlenip dul kalmasını çok soğuk geçen bir kışa benzetip söylediği bu sözlerden sonra Ali bir daha bu gibi konulara girmemiş.

İşte Tecirli kadını. Fikir üreten söz söyleyen, ne yapacağına kocası değil de kendi karar veren ama her problemi kocası ile konuşup tartışarak sonuca bağlayan bireylerdi. O dönemde dünyanın hiçbir yerinde kadınlar bu denli özgür değildi.

Tecirli kadını “hem elinde hem dilinde” olan bireylerdi. Dilinde olduğu kadar eli de her şeye yakışırdı.

Maraş’ın şimdiki Zeytin beldesinde yaşayan Ermeniler isyan etmiş. Maraş Valisi bütün çabasına karşın isyanı bastıramamış ve Padişaha Tecirlilerden yardım isteme önerisinde bulunmuş. Maraş Valisinin bizzat gelip Aşiretten yardım istemesiyle duruma el koyan Aşiret iki günde isyanı bastırmış. Kayıtlara geçen bu olayda kadınların erkeklerle birlikte isyanı bastırmak için elde silah çaba harcadıkları, hatta Ermeni kadın ve çocukların bu baskından fazla etkilenmemesi için ellerinden geleni yaptıkları ve büyük başarı kazandıkları gayet net bilinmektedir.

Urfa’nın Harran Ovasında türeyen eşkıyalar halka büyük eziyetler ediyorlarmış. Osmanlı bu eşkıya takımı ile başa çıkamayınca Aşiretten yardım istemiş. Aşiret Meclisinde görüşülen konu için 50 çadırın Harran’a gitmesi kararlaştırılmış. Bu 50 çadırlık güç Harran’ı rahata kavuşturup halkı rahatlatmış. Kendiler de orada yerleşik düzene geçip geriye dönmemişler. Bu gün orada Tecirli nüfusun yaşadığı bir belde var.

Günümüzde söylenen bir deyiş vardır. “Her başarılı erkeğin arkasında onu başarıya doğru itekleyen bir kadın vardır” Yani eş vardır. Tecirlilerde bunun fazlası bile var. İteklediğinde erkek başarılı olamıyorsa önüne düşüp yol gösteren karısı Tecirli kadını vardır

Ama 1865 yılındaki aşiretleri iskan etme sevdası Tecirli kadınların özgürlüklerini elinden alma hareketine dönüşmüş. Daha önce söylediğim gibi giderek eski yiğit kadınlarımızı kuzuya dönüştürmüş, kafalarını sarıp sarmalayan birer kukuma kuşuna benzetmiştir. Direnen olmuş ama nereye kadar direnecek.

Direnenlerin önde gideni benim Ablam. Rahmetli “Kırmıtlı’dan Çeti Fatma”

79 yaşında öldü. Yastığının altından 9 mm çapında bir silah çıktı. Aralarında anlaşmazlık çıktığında kocasına, başka bir zamanda oğluna kurşun yağdırmıştır. Ankara’da Alman Büyükelçiliğinde, konsolosun yakasını toplayıp neredeyse adamı boğacakmış. Elinden zor almışlar.

Onunla ilgili bir olayı anlatmak istiyorum. Yemek vakti geldiğinde itibar edilen lokantaları tercih ederdi. Akdeniz Lokantası. İki masa ucu ucuna eklenmiş. Duvar tarafına en dibe oturmuş özel kebabını bekliyor. Öbür masanın uç tarafına da “afiyet olsun ana” diyerek 30 yaşlarında bir kişi gelmiş. Çeti Fatma sormuş:

“Ne iş yaparsın kuzum”

“Polis komseriyim ana”

Bundan sonraki diyaloga bakın.

“Seni bana Allah yolladı yavrum”

“Hayrola ana. Biri bir şey mi söyledi yoksa sana?”

“Beni tanımazsın. Bana kimse laf söyleyemez.”

“Eeeeeee…”

“Mermim bitti yavrum.”

“Ana senin silahın mı var? Mermi istiyorsun.”

“Silahım olmasa mermiyi ne yapacağım.”

Komiser belinden silahını çıkarmış. Tarağını söküp 5 tane mermiyi masanın üstüne koymuş. Silahını yerine soktuktan sonra,

“Ana, bununla idare et. Sonra mermi bulurum sana.”

“Vay sağ olasın kuzum. Bir kutu 25 tane yeter. Parasını hemen öderim.”

“Canın sağ olsun ana.”

Çeti Fatma garsonlara işaret edip yemek parasını da ödemiş.

Aradan geçen bir hafta sonra Komiser bir kutu mermiyi getirmiş. Kendi evde yokmuş Birinci kattaki kasaba bırakıp gitmiş.

İşte Tecirli ve Tecirli kadını.

Tecirli ile belgesel kitabı mutlaka yazacağım. Yazamadan duramam.

Tecirli yolda unuttukları Şamanizmin yerine İslamiyeti Koyamamışlar

Halis Açacak : Osmaniye kırmıtlı doğumlu. Kendiside eşide öğretmen. Çocukları, torunları olan bir eğitim , tarım ve yazın emekçisi. Darbelerde hep koğuşturmaya uğramış, hapislere alınmış bir insan. Bir çok kitabı yayınlanmış, yabancı dillere çevrilmiş, halada üreten bir devrimci, eğitici halk insanı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir