Yazarlar-Konular

ABORİJİNLER

VE ABORİJİN SANATI

Mehmet Sarı

Aborijin (Aborigin), İngilizlerin Avustralya yerlisine verdiği genel addır.

İngilizler 1780’lerde Avustralyayı işgale başladıklarında tüm kıtada kabileler halinde, yarım milyon civarında yerli halk yaşıyordu.

Bu yerliler kendilerine özgü komünal bir yaşam içindeydi. Bütün topraklar,

bütün sular, bütün hayvanlar ve bitkiler toplumun ortak malıydı. Henüz aile yoktu.

Tüm Avustralyalılar kendilerini bir aile sayıyorlardı.

Üretim yapılmıyordu. Geçim doğanın verdiğini toplayarak ve avlanarak

sağlanıyordu. Su ve kara hayvanları, yabani meyve ve sebzeler, bitki kökleri,

otlar, ağaç gövdelerini yiyerek yaşayan beyaz kurtçuklar temel gıdaları

oluşturuyorlardı..

Aborijin halkı irili ufaklı beşyüz kadar kabileden oluşuyordu. Bu kabile toplumları birbirlerine yakınlık ve uzaklığa göre benzerliği azalan ya da çoğalan pek çok kabile dili konuşuyorlardı. Birbirine yakın yaşayan kabilelerin dilleri de birbirine yakındı.

İngilizler, ilk gelişlerinde kendilerini dostlukla konuk eden bu komünal toplulukları, daha sonra,

ateşli silahlarla, zehirleyerek, erkek neslini yok edip, kadınlara zorla tecavüz edip melezleyerek yok etmeye girişti.

Kıtanın güneyinde bulunan Tasmanya adasında yerli halkın ve o çok güzel Tasmanya kaplanının

nesli tüketildi. Son Aborijinin kellesi ve Tasmanya kaplanının karnından

çıkartılan yavru Londra müzesine yollandı ve bugün orada saklanmaktadır.

Ve tüm bu yoketme yöntemleriyle yerli halkın nüfusu 150 yıl sonra

500 binden 50 bine düşürüldü.

Aborijin insanı toprağı ana bilir. Kendisini toprağın vergisi sayar. Özel mülkiyeti hiç tanımazdı.

Atalarına çok derin saygıyla bağlıydı. Yaşam komünal olduğundan, özel mülkiyet bilinnmediğinden ve aile oluşmadığından ötürü insanların soy zinciri göbek bağı gibi anaya bağlıydı. Çocuklar ananın

çocuklarıydı, baba yoktu bu yaşamda.

Yalnızca erkekler vardı. Tüm erkekler tüm kadınların erkekleriydi.

Bugün baba var. Ama çocuklar yine ananın soyadını taşıyorlar.

Üretimin gelişmesi yaşamı zenginleştirmiş, toplumlar yeni buluşlarla ilerlemişlerdir. Bu ilerleyişe

toplumun yaşam savaşı kaynaklık etmiştir. Üretimin gelişmesi toplumların estetik, sanatsal ve kültürel gelişimini de sağlamıştır.

Aborijin sanatı deyince aklımıza ilk önce resim geliyor. Resimden sonra da bir av aleti olan

bumerang ve müzik aleti olan didgeridoo ve diğer basit av ve kullanım araçları ….

Tüm bu aletler ağaç işidir. Aborijin halkı resim yapmak için de boya üretir.

Boyayı, otlardan, köklerden, ağaç kabuğu, taş ve topraktan yapar. Fırça olarak da

otları, çöpleri, parmağını kullanır.Aborijinler ulu ağaç gövdelerini, kayaları, mağaraları resimlerle adeta donatmıştır. Modern insanların ataları da aynı yolu izlemişlerdi. Ama Aborijinlerin resmi daha yetkin ve değişik bir stildir.

200 yıl önce bu halkın ülkesini yağmalayan İngilizler ve öteki beyaz insanlar, bugün de aynı gözü doymazlıkla Aborijinlerin sanatlarını yağmalıyorlar. Avustralyanın tüm turistik eşyaları ve nesnelerinde Aborjin resmi ve aletleri vardır.

Bitek ve verimli alanlardan çöllere sürülen yoksul Aborjinilerin sanat üretimleri yok pahasına gaspedilmektedir.

Aborjiniler sanatlarında kendi dünyalarını işlemişlerdir. Atalarını, danslarını, av hayvanlarını, bitkileri, yağmuru, suyu ve güneşi çizmişlerdir.

Aslında Aborjin çizmez, noktalama yöntemiyle nakış nakış işler. Onun resmi Türkmen kızının renk renk boncuklarla işlediği oyaya benzer.

Aborjinin dans ve müziği de resmine uygundur. Dans ve müzikle de doğa işlenir. Avlanma, fırtına,

korku, sevinç gibi şeyler dans ve müziğin konusudur. Güneş baba, toprak anadır. Ve doğanın vergisi

sular, bitkiler, hayvanlar, insanlar….

Aborijin halkının dünyası budur.

Mehmet Sarı kimdir :

Maraş Andırında doğdu. Çok yoksul bir köylü ailesinin 9 çocuğunun 4’üncüsüdür. İlkokulu iki ayrı köyde okudu, 1974 yılında Düziçi öğretmen okulundan mezun oldu. 2 yıl Van- Çaldıranda, 2 yıl da Maraş-Elbistanda öğretmenlik yaptı. 1978 yılında öğretmenliği, 1981 yılında da ülkeyi bırakmak zorunda kaldı. 4 yıl çeşitli Avrupa ülkelerinde kaldıktan sonra 1985 yılında BM tarafından Avustralyaya yerleştirildi.

Newroz, Güneş Yine Doğar, Toz-duman İçinde, Akli Selimin Demokrasi Macerası, Bin Yılı Bir Günde Yaşayan Insanlar…
tiyatro metinleri.

Şiir Kitapları: 1- İçli bir duyguyla yakar hasretin 2- Pasifik güneşi 3- Aborijinin ağıtı 4- Flowers of Spring 5- Hasret türküleri 6-Yaşama yasak ülke:DERDİSTAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir