KARACOĞLAN İÇİN İLGİLİLERDEN GELEN ÖNERİ, YORUM VE TEZLER
Karacoğlan Araştırma Enstitüsü
Halit Bedirboz Fransa
KARACOĞLAN KONUSUNDA
Böyle bir enstitünün kurulması konusunda, her şeyden önce Çenet Kardaş’ın şahsında sizleri kutlarım. Picasso, modern resim sanatının zirvesi. Paris’e gelen iki genç Türk ressama neden geldiklerini sorar. Onlar da “modern resim sanatını etüt etmek için geldik” derler. Picasso, “Sizin modern sanatı etüt etmek ihtiyacınız yok ki, kilimleriniz var” der.
Anadolu’da hayatı ilmik ilmik, düğüm düğüm dokuyan, renkleri bulayıp imleyen kadının kilimleri modern sanatın ta kendisi ise KARACAOĞLAN’ın dizeleri de modern şiir sanatının ta kendisidir. Ancak ülke, devlet ve toplum, ırkçı, dinci, liberal sapķınlığa savruldu, büyük acılara travmalara gark oldu. Akıl ve vicdan dışı, hasta marazi siyasetlerce yönetilir oldu. Bilim sanat ve KARACAOĞLAN da anlaşılmaz, keşfedilmez oldu.
Sizlere şunu da söyleyebilirim: Namık Kemal’den sonra ülkenin en büyük Milli Şairi NÂZIM, hâlâ Moskova’daki mezarında yatıyorsa, “Anadolu’da bir çınar ağacının altında” değilse, buna yol açanların şiirden edebiyattan sanattan bahsetmeleri abestir. Yazdıkları da abesle iştigalden ibarettir.
NÂZIM’ın ve MUSTAFA KEMAL’in ardına saklanarak olmuyor modern sanat edebiyat. Nasıl, yaşanan dramatik tarih süreci bize gösterdi ise, kompradordan ne burjuva ne de yurttaş oluyor. Bu nedenle ben, ne yaptı isem, bugün ve gelecek kuşaklar için yaptım. Sizlerin de bu yaptıklarınız, gelecek kuşakların, uyanık uyuyanların gören düşleri, imi, imgeleri, imgelemi olur.
Halk Bilim Akademisinin bünyesinde Karacoğlan Araştırma Enstitüsü kurmakla sizleri tekrar tekrar kutluyorum.
*
NOTUMUZDUR: Sayın Halit BEDİRBOZ’un bu kısa mektubu, kurulmuş Karacoğlan Araştırma Enstitüsü’nün sürdürülme hevesimizi yoğunlaştırmıştır. Kendisine teşekkür ediyoruz.
***
Halis Açacak, Bodrum / Muğla
KARACOĞLAN
Bilindiği gibi Karacoğlan’ın şiirleri; hasreti, ayrılığı anlatır. Ben Bodrum’da oturuyorum. Buraya yerleştim sayılır. Aslında Osmaniye Kırmıtlı köyü doğumluyum. 13 yaşında köyden ayrıldım. Düzici İlköğretmen Okulunun izinleri hariç, köyümden hep uzak kaldım. Sonra da yurdun çeşitli bölgelerinde öğretmenlik yaptım.
Şunu da eklemem lazım: Köyümün havasında yetiştim. Gençliğim bu havada sürdü. İlk kez orada âşık oldum.
Bu açıklamayı neden yaptım?
Son yıllarda ne zaman köye gitmeye karar versem Karacoğlan’ın o meşhur türküsü gelir, dilime yapışır. Bazen köye gitme kararından sonra yola çıkmamız bir hafta sonraya kalır. Hazırlık olur. İşte bu zaman içerisinde dilime yapışan Karacoğlan türküsünü söyler dururum:
GAYRİ BİZİM ELİN KARAÇALISI / GÜL OLDU GİDELİM BİZİM ELLERE,
ANAMIN BABAMIN ACI SÖZLERİ / BAL OLDU GİDELİM BİZİM ELLERE…
KARACOĞLAN dendiğinde hemen aklıma gelen bu türküyü, Kırmıtlı’ya varana dek söylerim. Düşünün; karaçalı, sevimsiz ve doğadaki kötü dikenli bitkilerden biri olan karaçalı, aranır olur. İçinden çıktığın topluma özlem konusunda hasretliği anlatan bu dizelerin başka bir eşi yoktur. Karacoğlan’dan başka da Karacoğlan yoktur.
Kırmıtlı’da komşumun oğlu Rusya’ya çalışmaya gitti. Geçimsiz biri değildi ama karısına ana-avrat küfür ederdi. O melek yüzlü güzel kadın bu küfürler karşısında ne yapacağını bilemezdi. Kocasının Rusya’dan dönüşü uzayınca perişan oldu. Bir gün kocası telefon etmiş. Kadın, ona geri dönmesi konusunda ısrar edince kocası, hemen gelemeyeceğini söylemiş. Kadıncağız kocasına: “Tuncay Tuncay! Seni çok özledim. Hatta, ana-avrat küfürlerini bile özledim.” demiş.
Sonuç olarak derim ki gurbeti keşfeden de onun zalimliğini dile getiren de odur; o, Karacoğlan.
Karacoğlan için bu anekdotla şimdilik yetinelim. İlerleyen zamanda daha uzun yazılar yazarım.
*
NOTUMUZDUR: Karacoğlan Araştırma Enstitüsü hakkında bir yorumda bulunmuş olan Sayın Halis AÇACAK’a teşekkür ediyoruz.
***
İbrahim ÇENET
KİMLİĞİMİZİN SEMBOLLERİNDEN KARACOĞLAN
Karacoğlan nereli, nedir, anlamı nedir?
Karcoğlan’ın Osmaniyeli olduğu da bunun anlamı da belli.
O, Türkçenin yaşadığı çok yerdedir. Kullandığı sözcükler ve özellikle dili, Türk dünyasındaki kullanılan dildir. Ayrıca, mezarı da çok yerdedir. Anadolu’da, Balkanlar’da, Türkmenistan’da, Uyguristan’da, her yerdedir. O, sevgimizin sözcüsüdür. Tıpkı; Anadolu halkının egemenlere karşı koyuşunda; kendisini, kimliğini savunuşunda ve çeşitli dallarda sembolleri olduğu gibi. Örneğin:
1 – Hacı Bektaş-ı Veli; Anadolu halkının egemenlere karşı dinsel karşı koyuşudur; kendi anlayışında, esemesinde ve bakış açısında direnişidir (muhalif duruşudur).
2 – Nasrettin Hoca; Anadolu insanın, özellikle Türk insanının, adalet hakkaniyet ve toplumsal esemesinin egemenlere karşı koyuşudur (muhalefetidir).
3 – Keloğlan; zamanın egemenlerine halkın, halk zekasının, halk düşüncesinin karşı gelmesidir, kendisini bu hususta göstermesidir (muhalefetidir).
4 – Bedrettin Mahmut (Şeyh Bedrettin); Anadolu felsefesinin, politikasının, devrimciliğinin ve eşitlikçiliğin adıdır.
5 – Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Dadaloğlu; egemenlere başkaldırışın, toplumsal eşitliğin ve kardeşliğin adıdır.
6 – Homeros, Herodot, Strabon gibi ulular; destanın, tarihin ve sosyal coğrafyanın, kültürün Anadolu’daki adıdır.
7 – Diyojen, Aziz Nesin; Anadolu’da mizahın, taşlamanın ve söz söyleme sanatının adıdır.
8 – Bu bağlamda Karacoğlan; Türk dünyasının dil, sevgi, toplumsal ve geleneksel yaşamın; doğayı sevme – koruma, doğa- insan- yaşam arasındaki diyalektik bağın ve felsefenin adıdır.
*
NOTUMUZDUR: Sayın İbrahim ÇENET, dergi adresine Karacoğlan’la ilgili kısa bir not (değerlendirme) yolladı. Teşekkür ediyoruz.
***
Ali OZANEMRE
“KARACALAMA” SÖZÜ, KARACOĞLAN ADINDAN GELİR
Hepimizin bildiği bir şey, halk edebiyatımızda ozan/şair/âşık, ürettiği şiirin son kısmında kendi adına yer verir.
Üreteni unutulmuş (anonim) ürünlerde bu ad yoktur doğal olarak. Sanatçısının adı şu ya da bu nedenle unutulmuştur çünkü.
Söz konusu ad, gerçek ad olabileceği gibi sanatçının, kendisi için uygun bulduğu yakıştırma (takma) bir ad da olabilir. Buna, Osmanlıcada ‘müstear ad’ denirdi. “Müstear”, eğretileme (istiare)’den gelir. Divan (ve Tekke) edebiyatında müstear ada, “mahlâs” denir; ‘bir şeyden kurtulma’ kısaca ‘kurtuluş’ anlamındaki halâs’tan türetilmiştir.
Halk (Âşık ve Tekke) edebiyatında mahlâsa “tapşırma” denilmiş. Anlamı: Emanet etme, bırakma, bir şeyi bir(ileri)ne ‘teslim etme’dir.
Demek ki üretenin ürünleri bir(ileri)ne, sonraki kuşaklara bir tür ‘emanet’ sayılmış. Yani, sözlü geleneği sürdüren halk sanatçısı, ürününü halkın belleğine emanet ediyor.
Güney’de (Çukurova, Gâvurdağı köylerinde, ilçelerinde) şimdilerde, eskiden olduğu ölçüde yaşanmayan “sıra türküsü çığırma” diye bir güzel gelenek vardı. Urfa’nın “sıra gecesi” gibi bir şey. Ama öyle törensel değil. Uygun ortamlarda kendiliğinden oluşurdu. Şöyle:
Üç beş kişi bir aradadır. Söz, söyleşi tükenmeye yüz tutmuştur. Şenlik olsun diye, hoşça vakit geçirmek amacıyla biri öneride bulunur: “Gelin, sıra türküsü çığıralım” der.
Öneriye katılanlar, sırasıyla bir ya da birkaç türkü söyler. Herhangi bir nedenle türkü söylemeye katıl(a)mayanlar da eğlenceye bir biçimde katılır. Örneğin biri, sırası geldiğinde türkü bilmediği, bilse de söyleyemediği ya da utandığı için türkü söylemiyor ya da söyleyemiyorsa, yiyecek içecek türünden bir şeyler alıp oradakilere ikramda bulunarak ufak bir ‘ceza’ çeker; eğlenceye öylece ortak olur.
Sıra türküsü söylemede ana kural şudur:
Türkü söyleyen, başladığı türküyü başından sonuna söylemeli.
Kimi, birkaç dörtlüğü okur; türkünün sonunu getiremez. Özür diler: “Vallahi arkadaşlar; türkünün karacalamasını unutmuşum. Cezam neyse çekeyim…” der; o da çay servisi yapmak gibi daha küçük bir ‘ceza çeker’. Kimileyin, oradakilerden biri: “Ben bu türkünün karacalamasını biliyorum. Bu, Âşık Kerem’in (ya da Âşık Garip’in, Deli Boran’ın, Elbeyoğlu’nun, Karacoğlan’ın, Köroğlu’nun… kiminse) senin yerine ben söylersem ne veriyorsun?” diye sorar ve kendisi için bir istekte bulunur.
Türkü söylemek yerine ‘türkü çığırmak/çağırmak’; türkü çağırmak ya da çığırmak yerine ‘Karacoğlan çığırmak/söylemek’ diyen yöre Türkmenleri dilinde “mahlâs” ya da “tapşırma” yerine “karacalama” denilmesi hem doğal, hem ilginç.
Karacoğlan diyarında halk, ‘müstear’ı da, ‘mahlâs’ı da, ‘tapşırma’yı da bilmez dense yeridir. Bunların yerine karacalama denir. Ozanın “adı” (imzası) yerine, Karacoğlan’ın adından alınıp “karacalama” denilmesi boşuna olmasa gerek.
*
NOTUMUZDUR: Sayın Ali OZANEMRE, Karacoğlan Araştırma Enstitüsü adresine bir açıklama gönderdi. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Kıvanç duyulacak bir başlangıç
Karacoğlanı araştırmak için bir eğitim kurumu , bir enstitü kurmak bir heyacan işiydi. Hele şimdiden Karacoğlan için yetkin kimselerin böyle öneri, yorum ve tez yazmaları da gerçekten heyacan işidir. Bu durum hepimize kolay gelsin, hepimize aşk ola.
destek verenleri kutluyorum. elimden geldiğince destek vereceğim.
karacaoğlan sevenlere selam olsun destekleyenleri kutluyorum
On dört yaşındaydım. Karacaoğlan’ın Kara Sevdası adlı bir filme gitmiştik. Yıl 1959 Ben Karacaoğlan’a orada aşık olmuştum. Bulduğum şiirlerini ezberlerdim. Favorim ;
Bana kara diyen dilber
Gözlerin kara değil mi?
Yüzünü sevdiren gelin
Kaşların kara değil mi?
Filmden öylesine etkilenmiştim ki yıllar yıllar sonra internetten araştırınca filmin Atıf Yılmaz’a ait olduğunu Adana’nın Kadirli ilçesi Çığşar Yaylası’nda çekildiğini öğrenecektim. Bu filmi İnternetten tekrar tekrar izledim. Film onun yaşadığı yörelerde olduğu için gerçekten hala etkisindeyim. 1970 yılında Mılliyet Yayıncılık Türk Klasikleri Dizisinden çıkan Karaca Oğlan (Bütün Şiirleri) kitabı babacığımdan yaş günü armağanı olarak elime geldiğinde sevincimi anlatamam. Hayatı ve şiirleri. İlk Basım. Kütüphanemin baş köşesinde.
Karaca Oğlanla ilgili bir araştırma merkezi kurulacağını duyduğumda bunun için çok sevindim işte. Karaca Oğlanı yöresinin insanından öğrenmek beni çok mutlu edecek. Başarılarınızın devamını dilerim. Merakla bekleyeceğim inanın.
Sevin hanım , Karacoğlanla ilgili öneri, görüş ve bakış açınızı içeren ilginiz ve yazınız bizi mutlu etti. Karacoğlan önemli bir insan, çağdaş şair. Karacoğlan bir bilge aynı zamanda. Bizim Akademiye bağlı bir alt kurum Karacoğlan araştırma Enstitüsü. Bu Enstitü 20 kişiyle kurulmuştur. yirmiside bu bölgenin insanıdır. Hepsinin Karacoğlan konusunda ya besteleri vardır, araştırıları vardır. Fimleri vardır ( Sözünü ettiğiniz film Osmaniye / Kadirlide çekilmişti ) beşyüz yada bin sayfalık kitapları vardır. Karacoğlan konusunda filmleri vardır. Düziçinde ki Kitap fuarının adı Karacoğlan kitap fuarıydı.
Bu enstitünün sözcüsü, başkanı, müdürü Ali Ozanemre dir. Etrafında Cemal Algan var, Muzaffer Yüksel Kaya var, Bekir Dağsever var, Ali Yılmaz var, İbrahim Çenet var. Bizi takip ettiğiniz için teşekkürler.