BİZİ HATAY KURTARIR
Bekir Dağsever
Bu yıllarda ben ülkemizin neresinde olursa olsun şiir öykü yarışmalarına ve etkinliklerinde nereye çağrılırsam oraya koşuşturuyordum. Bir gün Adanalı şairleri Kütahya’ya çağırdılar bizde davete icabet deyip Adana garından trende dört kişi kompartımanlarda yerimizi aldık şiir ve müzik dolu bir yolculuktan sonra istenilen yere geldik.
Kütahya’da üç gün boyunca şiirler okundu, türküler söylendi. Genç bir çocuk üç gün boyunca benimle yakından ilgilendi. Üç günün sonunda abi siz ne de olsa Maraş’a yakınsınız. Eğer yardımcı olursan bir sırrımı anlatacağım dedi. Bana yardımcı olurumsunuz dedi. Ben de[BD1] eğer yapabileceğim bir şeyse elimden geleni yapacağımı söyledim ve anlatmasını istedim.
Genç olayı şöyle anlattı: Ben cep telefonuyla bir yakınımı arıyordum yanlış numara aramışım. Karşıma tatlı dilli bir kız çıktı kız K. Maraş Elbistanlıymış. Kızla üç beş ay mesajlaşıp telefonlaştık. Kıza âşık oldum, daha sonra kızı yakından tanımak için Elbistan’a kadar gittim. Gerçekten kız hem güzel hemen tatlı dilli biri hemen elektriklendim. Durumu memlekete dönünce önce anneme anlattım. Annem de babama anlatmış. Babam ve ailenin ileri gelenleri bu işin olamayacağını söylediler. Fakat kız gece gündüz bir türlü aklımdan öte gitmiyor. Ben bu kızı kaçıracağım. Fakat buna da tek başıma cesaret edemiyorum. Abi bu işte ne olursun bana yardımcı ol dedi. Bende işin içinde gönül işi olunca gence elimden ne gelirse yardımcı olacağımı söyledim. Ben onun oda benim telefonumu alıp ayrıldık. Geleceğine pek te ihtimal vermiyordum. Fakat düşüncelerimde yanılmışım. Birkaç gün sonra telefonum çaldı abi ben yarın geliyorum dedi ve dediği gibi geldi. Onu garajlardan alıp evime misafir eyledim. Ne yalan söyleyeyim verdiğim söze de pişman oldum fakat söz sözdür adam ta Kütahya’dan Adana’ya kadar gelsin onu yüz üstü bırak bu olmazdı. Hemen bir yol planı hazırlamaya başladık. Önce yanımıza bir arkadaş daha bulduk. Arkadaşa da planımızı anlattık ve ikinci günü benim beyaz Toros’a üç kişi bindik. Sabah kahvaltımızı Maraş’ta yaptık oradan hemen yola koyulduk. Elbistan ovasının bir ucuna gelince oğlan kıza yolda olduklarını hazırlanmasını söylemiş. Kız bu işin gündüz olmayacağını ancak gece vakti çıkabileceğini söylemiş.
Bizde Elbistan’a gitsek bizi tanırlar aracımızı Göksun’a sürdük. Orada akşama kadar oyalandık. Akşam olurken Göksu’ndan çıkıp Elbistan’a geldik. Elbistan’ın girişinde sapa bir yerde kızdan telefon beklemeye başladık. Akşam karanlığı basıp vakit biraz ilerleyince beklediğimiz telefon geldi. Kızı ilçenin ana caddesinin kenarında bekler bulduk. Kızı arabaya alır almaz yüklendim gaza Allah ne verdiyse fakat dışarda öyle bir soğuk var ki hani o büyüklerimden duyduğum özdeyiş aklıma geldi “Olmayasın üç ilçenin birinden, Elbistan dan Darende’den Gürün’den” anlatıldığına göre meteoroloji bile buranın hava tahminini tutturamazmış. Ben yolların yabacısı ve gece oluşundan istediğim gibi araba kullanamıyordum. Bir şey daha öğrendim ki kız on sekizine daha birkaç ayı var.
Biz tam Maraş’a girerken arkamızdan kulak tırmalayan bir korna sesi duyuldu. Ben gaza biraz daha asıldım. Peş peşe onlar arkada ben önde Maraş ‘a girdik. Ben hemen yolumu bir ara sokaktan Antep tarafına çevirdim. Antep yolundan Narlıdan Kömürler ’in dış mahallesinden İslâhiye’ye sürdüm. Arkadaşlar onlar şimdi Osmaniye. Bahçe kolluk kuvvetlerini harekete geçirirler. Bizi enselerler ben buradan ilerisi Hassa’yı, Reyhanlı’yı, Kırıkhan’ın tüm yollarını biliyorum dedim.
Bizi ancak Hatay kurtarır orada birçok şair yazar arkadaşlarım ve ayrıca ben Reyhanlı Ziraat Okulu mezunuyum. Birçok okul arkadaşlarım var dedim. Aynen dediğim gibi yaptık. Reyhanlı’dan Demir Köprü üzerinden Antakya’ya geldik. burada iki gün kaldıktan sonra Elbistan’ın da telefonla rahatladığını öğrenince kızla oğlanı Kütahya’ya yolladık. Şimdi çok mutlular Kütahya Elbistan barışı yapıldı. Büyüğü lise 9. Sınıfa giden bir kızı orta 6. Sınıfa giden bir oğlu iki tane çocukları var. Hatta Hatay’da kaldığımız ilçe Defne kaldığımız evde defne apt. olunca kızlarının adını da Defne koydular.
Halk Bilimci
Bekir DAĞSEVER
