ADANA AĞIDI
Gökhan Çağlayan
Gönül, yaşlanmaz, yıkılgan gönül; görüyorsun, değil mi?:
Şimdi bütün çocukluklar öldürülmüş bulunuyor Adana’da bile!
Oysa biz doyasıya yaşamıştık çocukluk günlerimizi.
(“Ortada kuyu var, yandan geç.”, yakartop ile öbür çocuk oyunları.
Arkadaşlık, gönüldeşlik ile başka güzellikler.
Yaşam soluk alıp verirdi yoldaşlığımızda.
Yit[ir]meye başlamamıştık daha.)
Bu “yağızyer”i neden yarattınız!?
(Böyle mi olacaktı bizim Adana’mız!)
Şu buluşmaevleri, içkievleri, yanlış beslenme yerleri ile öbürleri,
demek bütün o “kötülük yuvaları”,
öf, ne denli karın-bulandırıcı!
(Ben çocukken yoktu o tiksinçliklerin hiçbiri.
[Ben çocukken bu karabasan hiç mi hiç görülmezdi.])
Ağaç kıyımı, kaldırım elegeçirmeciliği, usalmaz bir kirletkenlik…
Yaşam(ımız) – vara vara – bu yaşamsızlığa vardı ha!
Demincek şuracıkta çocuktum.
Şimdiyse yitiklik acısıyla kıvranıyorum
batırıp bitirdikleri öpöz yurdumda.
Of, et düşkünlüğü ile içkicilik değildir Adanalılık;
tiksinç tiksinç sövedurmaklık da değildir!
Adanalılık yiğitliktir:
“Düşen”in gönüldeşidir Adanalı.
Onun kötülüğe dayancası yoktur.
Soyluca karşı koyar Adanalı, şu alçak düzensizliğine.
Kirli mi kirli çıkarların ardına düşmez.
Doğruluktan şaşmaz öldürüleceğini bilse de.
Bütün değerleri öldüren siz,
Adanalılığa da kıydınız.
Kasıp kavurdunuz güzelim Adana’yı dangalakça, yok, zırdelice
kötücüllüğünüzle.
Ah, ülkem sorunlar batağı, ülkem yangın yeri!:
Demek bu yürekler acısı duruma düşürüldü güpgüzel yurdum.
(Onlarsa pis pis gülüşüp sapıttıkça sapıtıyor uluorta.
[Sırtlan sürüleri soylu mu soylu kalır o kötücül zırdelilerin yanında.])
Of, en çok “umut ışığı”nı gereksindiğimiz bu karayıkım günlerinde
Adanasız Adanalılarız umuda geçit vermeyen bir bitiklikte.
Ancak, sev(g)i nereye yitti?!
Hani gönlün yaralarını saracak “gönüldeş eli”!?
Bütün güzel, ulu nenler yok ediliverdi işte.
Yaşamın yüreği Adana’da atadururken,
gönül-öldürücü bir ölümsülüğün egemenliği altında,
soldukça solar oldu yaşlı, bilge Adana.
Ah, içim acımakta!:
Çocukluk yok.
Komşuluk yok.
İyilik yok.
Töremiz yok…
Şimdi karnımı bulandıran şu soysuzluk egemen bulunuyor Adana’ya
da.
Buysa a kodamanlar, yardaklarınızla sizin suçunuzdur!
Gene de, büsbütün tükenmedi Adana.
Gene de, iyiler varlar.
Bundan ötürü, şu ilkyaz başlangıcında,
ortalık darmaduman edilmiş,
yürekler karardıkça kararmışken,
yekinip haykırıyorum bir daha:
Adana’yı da, bizi de “güzellik” kurtaracak.
Güzellikse ilkyazın suçsuzca körpecikliğinde içkin.
Başkaldıralım öyleyse hiç mi hiç çekinmeksizin.
Yavuzların yüzlerine tükürelim, kaldıralım onların yaşamsızlık
kıyıcılığını bir çırpıda.
Bu bir “ilkyaz devrimi çağrısı”dır bütün sevi yolcularına.
Çırpınmalıyız biz bütün yitirdiklerimize kavuşasıya.
Yoksa Adana hepten elden gider,
dahası, gönül ağılandıkça ağılanır karanlığın dibindeki kopkoyu
karanlıkta.
Bizse boşu boşuna yitip gideriz bu bomboşlukta.
Adanalı, Adanalılık başkaldıranca bir adanmışlıktır soysuzluğa
karşı.
Başkaldıran, savaşım verir başka başkaldıranlarla omuz omuza.
Yok, yolun sonunda değilsin; yola çıkmadın bile.
Sen sen ol, özündeki tözü unutma.
2023 Akarayı-2025 İlkgüzü
Seyhan
Gökhan Çağlayan
(İletişim için..: yedigir@hotmail.com)
