Yazarlar-Konular

İKİ MEHMET

Bekir Dağsever

İki Mehmet’ten biri Hacı Mehmet öteki Karabaş Mehmet. Hacı Mehmet Ilıca’ya gidişini anlatıyor. Ulan Memmed bir sepet yumırta, gamışlığın gara özer’inden bir sepet incir topladım. İncirmi ki sucuk gumu Bekir Dağsever

. Yornuklana yornuklana ılıcaya zabahanan erden vardım. Hememe enecek yerde çınarın dibine oturdum.

Orada oturup motururken bir avrat geldi. Yumırta gaç guruş dedi. Bende abılam elliiuruş dedim. Elliuruşa yumırta mı olur yirmi beş guruşa verde hepiciğini aliyim dedi. Bende vermedim. Ben orada beklerken saçları omuzlarında avrat gılıklı bıyıkları azının içine girik bir adam geldi. Emmice beâ yumırtalar gaç guruş dedi. Onada elliuruş dedim. Emmice say gaç tene, 43 tene dedim. Adam yumırtaların hepisi sebetinen aldı parasını bitekiz ödedi. İncirinde yarısını aldı. Onunda parasını ödedi. Neyise Memmed, birez sona çınarın başına bir adam çıkarmışlar. Adam baarmıya başladı. “Gadınnar hememe ! gadınnar hememe!” Şinci Memmed güren güren top top avratlar hememe getmiye başladılar. Memmed eyice baktım bir tenesinin könçeği youdu. Ben alacamı aldım, satacamı satdım.  Yola çıkdımıdı bu seferde “erkekler hememe ‘ erkekler hememe!” diye çınarın başından çarıyolar. Eyice baktımdı çınarın başında adam madam yok ses bir tenekeden geliyor.

Not : 1965 yılında Yeşildere köyünden Düziçi kaplıcasına gelen Hacı Mehmet ( Mehmet Güzel) Karabaş Mehmet’e anlatıyor.

 Könçeği yok olan dediği: mini etek giymiş

Çınarın başındaki teneke: hoparlör

Hemem: hamam, Kaplıca da ki sıcak su havuzu, sıcak su banyosu.

YENİ KÖYDE GIRADO ( IRADO – RADYO BAZARLIGI

 (Govali Hösün) isimli adam Yeniköyde gırado pazarlığını Mehmet Karabaş’a anlatıyor,

Ede deriünü yola çıktıg, Cüme günü Yeniköy’ün bazarını  gezicik. Yanımda ayak yoldaşım, Göbel Bekir var. Hımır hımır, şorlana şorlana Baarsak dereden, Tas’dan,  Devredin başından, İbik Harman’ın annacında dulda bir yere oturduk. Hemi yornuklanak hemi de bazımızı daşlayek dedik. Azzık çıkınını açdımıdı soyulmamış iki patata, ayrı güçcük bir çıkında da bir iki dene garğa duzu. Göbel’de çıkınını çeşdi saykı avratlar sözleşmişler onun çıkınında da iki patata azıcık garğa duzu. Le havle çekerek Bekir söylenmeye başladı. “ede avrat dediğin patatayı soyar, duzu inceltir dedi. Ben dedim ki ulan Bekir Allah’ın nimetine bişecik deme, yiyekde gedek dedim. Yemeklerimizi yedik seleved’den, Kuşolug’dan Çotlu’dan Cöbeli’ye; Say deresine yokarı getdik. Bizim Tozolu’nun evine misefir olduk. Ede Tozolul’da yaddık aşam geç vakıda gadar Tozolu bize türkü çaardı, laf verdi.

Zabahınan erden yekindik Yeniköye vardık. Ulan Bekir şurdan bir gırado sorak, cöbüme uygun olursa alırık dedim. Bir gırado düveninin gapısından içeri girdik. Düvenci kaktı bize hoş gelmişsiniz dedi. Bakdım üç dört tene gırado var. Birini gösderdim. Bu niçeye yeenim dedim. Emmice yüz lire demesin mi. Ayan bayan oldum. Bire yenim, bu ekmek de eder mi dedim. Ne ekmeğe emmi gırado ekmek eder mi dedi. Ne biliyim yeenim ben dezzeyin galınına yüz lire verdim, ekmekde ediyo yemekde bişiriyo dedim ordan çıkdık…

Sözlük:

Annac (annaç): karşı, karşısı

Aşam: akşam

Avrat : Bu söz  Türkçede , evin kadını anlamında ki ‘Uragut ‘ sözünden türetilmiştir. Ancak Müslüman Araplarda ki ‘ örtünen ‘ Avret sözüne benzediği için kapalı kadın anlamı da verilmektedir.

Ayak yoldaşı: yol arkadaşı

Ayan bayan olmak (ayan beyan olmak): şaşırmak, şaşırıp kalmak.

Azzık ( azık ) : Yola , dağa,tarlaya  giderken alınan çıkında ki yemek.

Baarsak dere (Bağırsak dere):  Yeşildere’de bir yer adı

Baaz daşlamak( boğaz taşlamak): yemek yeme eylemi

Bazar ( Pazar ) : Alış veriş konuşması.

Cöbeli: Çitli köyünün merkezi yeri

Cöbüme: cebime

Cüme: Cuma gününün burada söyleniş biçimi

Çeşdi: çözdü

Çotlu: Düziçi’ne bağlı bir köy

Deriünü (Deri günü): Perşembe gününün eski adı.

Devred (Devret): Düziçi’ne bağlı Kuşçu Köyünde yer adı.

Dulda: soğuk ve rüzgârın az uğradığı kuytu yer.

Düven: Mağaza, Dükkân

Ede : Baba , büyük, abi  demektir. Doğu Çukurova da, Osmaniye de saygın büyüklere, babaya, özellikle  abi’ye  , ‘ ede ‘ derler. Bu söz Türkçede en azından  yirmi beş bin ( 25 bin ) yıldan beri kullanılır.  Bu tarihi nasıl biliyoruz ? Yeni dünya  insanları ( onlara Kızılderili deniyor ) Asya dan 25 bin yıl önceleri  bu kıtaya geçmişlerdir. Ve bugün Kızılderili insanlar  büyüklerine  baba anlamında  ; ad, ada, adda, atta, ede derler. Bildiğiniz bir örnek  ;  kuzey  Amerikada ki en geniş topraklı  bir ülkenin adı  Kızılderilicedir . Yani Kanada dır . Kandan baba, biyolojik baba dır.

İşte  bu anlamda Doğu Çukurova da , Osmaniyede , Amanos Dağlarının iki tarafında ki halklar, örneğin Osmanaiye , Maraş bölgelerinde büyüklere, özellikle abi ye  ‘ ede ‘ derler.

Emmicem: amcam, amcacığım

Galın: o devirde evlenecek erkeğin kız tarafına ödediği para, başlık parası

Garga duzu (Karga tuzu):  çekilmemiş o devirde İskenderun’dan ya da Payas’tan getirilen kaya tuzu. Eskiden bu tuz el değirmenlerinde çekilirdi.

Gırado: Radyo. Bu ses taşırın adı Fransızca radio. Ancak  Türkçede ‘r ‘ harfiyle başlayan söz olmadığından, ‘r’ ile başlayan sözlerin başına ‘ ı ’ eklerler.’ırado ‘ gibi. Örnek reyhan diye hoş kokulu bir çiçek var , ona da ‘ırahan ‘ ya da ‘ ireyhan ‘ diyor. Bu anlamda radio’ya     ırado  bazanda  ‘gırado ‘ diyor.

Göbel Bekir: Yeşildere Yol altından bir vatandaş (merhum)

Guşoluk (kuşoluk) Kuşçu köyü sınırları içinde bir yer adı.

Gövali Hüseyin: Yeşildere Yolaltı Mahallesinden bir vatandaş. (merhum)

Gövali : Göv : Yeşil demektir.

Hımır hımır : yavaş yavaş, kısık sesle. Yemek için se ; ‘yemek kısık ateşte yavaş yavaş pişti ‘  der ve yaparız.

Hösün : Hüseyin demektir. Hüseyin Türkçe bir isim olmadığından ve özellikle  anlamını da hiç bilmediğinden bu Arapça sözü Hösün diye  söylüyor.

İbik harman: Kuşçu köyü sınırı içinde bir yer.

İbik : Tavuk, hindi gibi hayvanların başında ki kırmızı  çıkıntı, yükselti.

Ilıca : Kaplıca, şifalı su.

Könçek : Fransızca  külot dedikleri, alt – iç çamaşır.

Mehmet Karabaş: Yeşildere Yolaltı mahallesinde sözü geçen bir vatandaş (merhum)

Niçeye: kaç paraya, ederi. Paha

Özer : Bir çeşit incir ağacı.

Patata: Patetes

Saykı (sanki) adeta.

Seleved (Selavat) :bir yer adı

Şorlana şorlana: Söz , konuşma ,Konuşa konuşa.

Tas: Kuşçu ve Yeşildere arasında sınır kabul edilen yüksekçe yer.

Tozolu (Tozoğlu): Çitli Köyünden Mehmet Dağsever Yani yazar Bekir Dağsever ’in babası. (91 yaşında sağ)

Yeenim: yeğenim.

Yekinmek:  ayağa kalkmak. Hızlı davranmak.

Yeniköy: Bir diğer adı da Hacılar olan şimdilerde Düziçi ilçesinin merkezi yeri.

Yornuk: Dinlenmek, İstirahat etmek, mola vermek. Yorulmaktan türetilmiş bir söz.

Yazımızda sözler ve söyleniş biçimleri hakkında bir açıklama : 

Bu konuşma ve söylem biçimi, Doğu Çukurova , Osmaniye / Düziçi bölgesine özgü konuşma. Daha doğrusu  Amanos Dağları, Düldül Dağı çevresinde ki  köylülerin konuşmaları. Bu Düldül Dağının çevresinde  onlarca köy ve obadan oluşan , merkezinde Yeşildere adlı bir yerleşim olan bir bölge. Bölge izole, kapalı ekonomi. Osmanlıları hiç tanımamışlar. .

Bu üstte gördüğünüz konuşmalar  o bölge insanına aittir.

Bu halkın konuştuğu söylem biçimleri kimisi sözler bozulmuş, kimisi öz Türkçe vb.

Bu durumu  maddeler şeklinde sayarsak :

Bura halklar izole,kapalı yaşıyorlar , onun için mi ?

 Radyo, gazete yok , onun için mi ?

Okul yok , o zamanlar, onun için mi ?

Bu bölge insanlarının kimileri farklı bölgelerden gelmiş , onun için mi ? 

 Yani çeşitli içinler.

Bekir Dağsever

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir