Dadaloğlu ve yaşı konusu
İbrahim Çenet
Bir yazının başlığı biraz çarpıcı olmalı. Yani yazı başlığı yazıyı biraz da anımsatmalı. Peki bu yazı başlığında biraz tuhaflık yok mu. Var ! O halde nedir konu . Bazı yerel ve evrensel değerlerimiz var. Kimi kişiler hem de akademik ünvanlı bile olan kişiler bu önemli değerlerimizin yaşını bile doğru söylemiyorlar.( Belki bilmiyorlar ya da düşünmüyorlar ). Peki bir Dadaloğlu uzmanı geçinen , hem de onun hakkında kitaplar, makaleler yazmış, konferanslar vermiş bazı kişiler Dadaloğlu’nun yaşını nasıl tespitliyor. Eğer bu gibi kimseler söz edilen değerimizin yaşını ( hem de kesin olarak söyleyerek ) çok yanlış tespit ediyorsa. Biz o kimsenin Dadaloğlu hakkında söylediklerine nasıl güvenelim.
Açın bilgisayarınızı, sorun Dadaloğlu’nun yaşını , size söz birliği etmişçesine şöyle diyecekler :
Dadaloğlu 1785 de doğdu, 1868 de öldü.
Dadaloğlu ‘un sanatına en çok etki yapan olgu, O’nu Türkiyeye sembol yapan olgu ; çökmüş, Emperyalist devletlerin güdümüne girmiş Osmanlı İmparatorluğu ile Güney Türkiyede ki, özellikle Çukurova, Orta Toroslar ve Amanos Dağlarında yaşayan Türklerin direniş savaşlarıdır. Dadaloğlunun içinde bulunduğu Çukurova ve etrafı Afşarlarının ve Ulaşlı Türklerinin Osmanlıyla neredeyse hiç ilişkileri olmamıştır.
Dadaloğlu kimliği , kişiliği, Sanatı bu sözünü ettiğimiz bölge Türk halklarıyla Osmanlı arasında ki uzun sürmüş olan savaşlardır. Bu savaşın başlangıç tarihi 1865 dir. Bu tarihe kadar Osmanlıyı hiç tanımamış , kendi kimlik ve Türk kültürüyle üretmiş ve halkını yönetmiş Türk beyliklileridir ( Agalıklarıdır. ) . Adı geçen tarihte Vezir yetkisinde ki Ahmet Cevdet Paşa ve Müşir ( Maraşal ) İbrahim Derviş Paşa komutasında, imparatorluğun çok tarafında ki çok tecrübeli ordular bölge halkına saldırır. Amaçları : 1 – İngilizlerin çıkarı Rus yayılmacılığını önlemek için asker toplanıp Rus Çarlığına savaş açılması. 2 – ABD de ki iç savaş nedeniyle pamuk üretimi durduğundan( İng. Tekstil sanayine ) Çukurovada pamuk üretimi yapılması için . 3 – İngilizlerin Süveyş kanalı yapımı için çok sayıda keresteye gerek var. Bunun için Toroslardan kereste götürülecek Süveyş kanalına. Bu iş için Afrikadan insanlar gemiye doldurulup getirilir ve yetmez, bölgede Türk halkı çalıştırılacaktır.
İşte Dadaloğlunun sanatıyla, tüfeğiyle ortaya çıkması 1865 yılından itibaren uzun , onlarca yıllar sürmüş savaşın ürünüdür.
Şimdi Dadaloğlunu sembolize eden şu ünlü sözünü, kıtasını, şiirini, özlemini tekrarlayalım :
Belimizde kılıcımız kirmani / taşı deler mızrağımın temreni / Hakkımızda devlet etmiş fermanı / Ferman Padişahın, dağlar bizimdir.
Bu sözünü ettiğimiz savaş onlarca yıl sürer. Osmanlılar bölge halkının liderlerini ve savaşkanlarını iç Anadoluya sürer, bir kısmını İstanbula ve Yedikule zindanlarına , bir kısmını balkanlara, bir kısmını Akdenizde ki Egede ki adalara . Buralara sürülen , hapsedilen halkın ve liderlerin bir kısmı kaçar ve tekrar Çukurova ve etrafına gelirler. Osmanlılar bunların bir kısmını tekrar yakalar , öldürür, sürer, uzun sürer bu durum.
Dadaloğlunun bulunduğu Avşarları Osmanlılar, Kayseri, Sivas, Kırşehir bölgelerine sürer. Avşar halkı tekrar Toros yaylalarına, kışın Çukurovaya gelirler, tekrar sürülür. ….
Dadaloğlu uzun yaşar, ömrünün son yıllarını Avşarların yoğun yaşadığı Kozan ve çevresinde , Ulaşlıların yoğun yaşadığı Osmaniye , Gavur Dağları ve Payas bölgesinde ve de Adana da yaşamıştır. Ancak sazını hep çalmış, sözünü hep söylemiş , özlemlerini hep haykırmıştır. ‘ Bire kalleş Osmanlılar size aman mı ? ‘
Bu kadar sözü neden ettik. Dadaloğlunun yaşı için. Bu kadar önemli mi. Evet önemli. Dadaloğlunun 1868 de öldüğünü söyleyen , doğru bilmiyor, düşünmüyor, aklını kullanmıyor. Bunu doğru bilmeyenin , O’nun hakkında öteki söyledikleri de doğru değildir. Aslında Osmanlılar Karacoğlanıda, Dadaloğlunuda hiç sevmeyen bir taraftır. Osmanlılar açıkça Anadolu Türklüğüne , Türk halkına düşmandır. Bu yüzden yıllarca savaşmıştır. Osmanlı iktidarı daha 1400 yıllarında Bizans veliaht prensi Manuel ve Sırp kıralı ve de kendileri Anadolu birliğine, Anadolu Türklüğüne savaş ittifak ı ( koalisyonu ) kurmuşlardır.
Osmanlıların Ahmet Cevdet Paşa ve mareşal Derviş Paşa komutasında kurdukları muazzam orduyla 1865 yılında Amanos Dağlarında ki Ulaşlılar karşılaşır ve Osmanlılar yenilir. Ordu geri çekilir ve ertesi yıl 1866 yılında Osmanlı ordusu Orta Toroslarda ki Avşarları yener, dağıtır. Sürer. Dadaloğlu bir çok türküsünde , ‘ kaç kurtul Gavur Dağına ‘ diye türküler yakar. 1867 de aynı Osmanlı ordusu Amanoslarda ki Ulaşlıları kısmen yener. Bir kısmını öldürür, toplu sürgüne yollar , bir kısmını da hapseder, Payasta ki kaleye vb. Bu arada çeşitli yerlere sürülmüş olan Afşarlar ve Dadaloğlu tekrardan Orta Toroslara, Çukurovaya tekrar gelirler…… Osmanlı ve Türk halkının uzun yıllar savaştığını net biliyoruz. Dadaloğlununda bu savaşta saz, söz, ve planlamayla tam ve uzun yıllar katıldığını biliyoruz.
Şimdi Dadaloğlunun yaşına gelelim : Doğum 1785 ölüm 1868. Bu yanlıştır.
BİR : 1866 yılı Osmanlı ordusuyla Avşar Türk halk savaşçılarının ilk karşılaşmalarıdır. Ve bu savaş üste de söylediğimiz gibi sıcak olarak yirmi otuz yıl sürmüştür.
Bugün bilimsel konuları tespit ederken de kullanılan, baş vurulan akıl belgesi vardır. Bir konuda aklı kullanmak durumu vardır. Peki, 1866 dan itibaren Osmanlı – Avşar savaşı en az 20-30 yıl sürmüşse. Bildiğiniz Dadaloğlu türkülerini göz önüne getirin. …’ belinde mızrağı, kılıcı olduğu halde ….. Hakkımızda devlet etmiş fermanı / Ferman padişahın dağlar bizimdir. ‘ Ya da , ‘ Bire kalleş Osmanlılar size aman mı ‘ sözlerini söyleyen bir şair, bir insan sizce kaç yaşında olabilir. Bence bu dizelerin sahibi 25-30 yaşında olmaz . Altmış – yetmiş yaşında da olmaz. Psikoloji, insan duygusu diye bir durum var. Diyelim bu savaş başlangıcında Dadaloğlu 35 – 40 yaşında. Diyelim bu böyle. O halde Dadaloğlu savaşın başlangıcı 1866 da 40 yaşındaysa ; 1866 – 40 = 1826 doğumlu eder. Uzun yaşayan Dadaloğlu 90 yaşında ölmüş olsa 1926 + 90 = 1916 yılı ölüm yılı yapar. Bizce bu bir akıl – kanıt belgesidir.
İKİ : Cenupta Türkmen oymaklarının yazarı Ali Rıza Yalgın , 1928 yılında Dadaloğlu hakkında derlemeler yapmış: Çukurovada karşılaştığım pek çok insan Dadaloğlunun uzun yaşadığını , ömrünün son zamanlarında Kozan, Osmaniye / Payas ve Adana arasında halk arasında dolaşmıştır diyor. Ve gene yaşlıların dediğine göre Adanada hanlarda , Adana Pazar yerinde davudi sesiyle saz çalıp türküler söylüyordu…. ‘ Burada Ali Rıza Yalgın ın tespitine göre de 1826 yılında doğduğunu kabullendiğimiz Dadaloğlunu yaşlılığını 90 – 95 kabul etsek : 1826 doğum, 94 yaşında ölüm kabul etsek1826 + 94 = 1920 yılı yapar.
ÜÇ : Benim babam 1888 doğumluydu. Kendi evinde odun ocağı başında akşamları türkü söylerdi, Karacoğlandan , Dadaloğlundan. Babam 1983 yılında , hasta bile olmadan 95 yaşında öldü. Babama Dadaloğlu hakkında bilgiler sorardım. Bir defasında babam bana bir özlemini söylemişti. Bizim buradan ( Osmaniyeden ) Adanaya pazara gidenler oluyordu, orada onlar Dadaloğlundan türküler dinlermiş, ben gitmedim ve Dadaloğlunu dinlemek olmadı, demişti. Demek babam o yıllarda 15- 18 yaşlarında olsa ; doğumu 1888 + 18 = 1906 yılı eder .
DÖRT : Yaşar Kemal , Daldaloğlu hakkında bana anlattığı bir durum. Ve Yaşar Kemal bu bana anlattığı durumu , ‘ Yaşar Kemal kendini anlatıyor ‘ adlı kitabında da yazmış.
Yaşar Kemal ‘in anlatımı şöyle : 16 yaşlarındaydım. Aşık Koca İsmail adında birisi bizim Hemite köyüne gelirdi. Saz çalar , öykülü türküler söylerdi. Özelliklede Dadaloğlunu anlatır ve türkülerini söylerdi. Ben bir defasında onu çok dikkatli dinledim. Emmi bir defa daha anlatın mı, dedim. Anlatırım , dedi. Anlattı, dikkatle dinledim ve Dadaloğluna iyice vuruldum….Aşık Goca İsmail bu anlattıklarını bizzat Dadaloğlundan dinlediğini söyledi. Onu birden fazla dinlediğini söyledi.
Şimdi burada gene akıl hesabımıza gelelim : Yaşar Kemal 1923 doğumlu. Y. Kemal Aşık Koca İsmaili dinlediği zaman , yeni yetme gençtim değine göre 16 yaşında diyelim. 1923 + 16 = 1939 da Koca İsmail anlatmış Yaşar Kemale. O tarihte Aşık Koca İsmailin yaşını tahmin edelim : 60 dir. Yani 1939 – 60 = 1879 doğumlu Koca İsmail . Ve Koca İsmail Dadaloğlunu dinlediği zaman 25-30 yaşında olsa . 1879 + 30 = 1909 yılı yapar. Koca İsmail o zaman 25 yaşında olmuş olsa. Dadaloğlunu dinlediği tarih 1904 yılı yapar.
Demek ki Dadaloğlu bu anlattığımız dört belgeye göre en az 1900 yılı üzerinde ölüyor. Hatta neredeyse , Dadaloğlu Fransızların Çukurovayı işgaline çok yakın ölmüştür.
Erzinde yaşlı bir adam 1976 larda Dadaloğlundan dörtlükler söylerdi. Ve onun hakkında öyküler anlatırdı. Ona sormuştum. Sence Dadaloğlu kaç yılında ve kaç yaşında öldü ? Erzinli anlatıcı : Kaç yılında öldüğünü bilmiyorum, ama bildiğimize göre uzun yaşamıştır. Ancak mezarının nerede olduğunu biliyoruz. … Birazda heyacanlanarak sordum. Dadaloğlunun mezarı nerede. Yanıt : yaşamının son zamanlarını Adana da geçirmişti. Ölünce Adana Yüreğirde ki eski Asri mezarlığın ilk bölümünde olduğunu bilen gören yaşlılardan öğrenmiştik.
1200 yıllarından itibaren Baba İshak, Baba İlyas, Bedrettin Mahmut ( Şeyh Bedrettin ) , Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Dadaloğlu, M. Kemal Atatürk, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ülkemizin halk kahramanlarından ve yiğitlik sembollerindendir.
Yaşayan diriler kadar , ölülerinden de söz edilen ülkeler , ancak yaşar sonsuza kadar. Birikimi olmayan ülkeler irkemez ( biriktiremez ) . Kültürden , üretime, yaşam ve sosyal olgulara kendisini örgütleyemez. …Örgütsüz halk köle halktır ( K. Marks )
Bu üstte saydıklarımız bizlerin yaşam tuğlalarımızdır. Onlar kanımız, canımız, gönlümüzdür. Onlar her zaman gönül tahtlarımızdadır.
Sanılmasın ki Dadaloğlu sadece savaş ve kavga üzerine yazmıştır. Evet ama, O toplum, insanlar, doğa ve özellikle sevgi üzerine çok şeyler yazmıştır. Bir çoklarının hatta bu konuda uzman olan ( geçinen ) kimseler bile onun ölüm tarihini 1868 olarak yazarlar. Üstte anlatmıştık ki 1867-8 yılı Dadaloğlu’nun içinde yaşadığı Güney Türkiye topluluklarının Osmanlı – İngiliz işbirliğine karşı uzun yıllar sürecek savaşa başlama tarihidir.
Dadaloğlu , Çukurova ve etrafı Dağlık bölgelerinin ortak yaşam alanının güzel insanlarından Karacoğlandanda çok etkilenmiştir. Dadaloğlu pek çok dizesinde Karacoğlandan çok etkilenmiştir. Yada ortak duyguda ki bölge halkları onların sözlerini bilerek ya da bilmeyerek karıştırmıştır.
Karacoğlan ve Dadaloğlu ; ikisi de din dışı edebiyatın önemli temsilcisi, ikisi de sevgi ve ortak toplum yaşamı üzerine çok uğraşlar vermiş , Ne Osmanlıları ne Memlukluları ne de İngilizleri tanımaz önemli toplum ve halk liderlerimizdendir. İkisi de özgün Türk kültürüne çok sadık olduğundan bu olguya şiddetle karşı olan Osmanlılarla ve ötekilerle hep çatışma halinde olmuşlardır.
Bu bir Dadaloğlu’na giriş yazısıdır. Önümüzde ki zamanlarda başka bölümlerle devam edeceğiz.

Dadaloğlu’nun, ülkemizde ki onlarca heykelinden bir tanesi.
İbrahim Çenet
