KİŞİSEL KAVRAMLAR SÖZLÜKÇÜĞÜ
Gökhan Çağlayan
Ben bir dilci, yazıncı olarak düşünürlüğümün, kuramcılığımın
etkileriyle öteden beri birtakım kavramlar türetip onları önce kendi
yapıtlarımda, konuşmalarımda kullanım alanına sokmaya
çalışmışımdır. Bu kavramlar – kişisel türentilerimden ayrımlı olarak –
hiçbir dilde karşılıkları bulunmayan söz(cük)lerdir, demek yad
kavramların öz-Türkçe karşılıkları değildir. Böylece bir yandan
düzeltmecilik ile özleştirmecilik güderken, öbür yandan Türk ekinine,
bu arada Türkçeye özgün kavramların girmesini sağlayarak düşün
yaşamımız ile anlam evrenimiz için ikili bir katkıcılık etkinliği
göstermeye çabalamaktayım. Aşağıda benim Kişisel Kavramlar
Sözlüğü adıyla yazmaya başlayıp yeterince çok geliştirdikten sonra
yayımlamayı tasarladığım yapıtımın başlangıç biçimini ya da ilkel
durumunu bulacaksınız:
Akça köleliği: Kişinin kendi yaratısı olan akçanın kölesi durumuna
düşmüş olmaklığı; başakçacı düzensizlik düzeninde akçanın
boyunduruğu altında inim inim inleyip sürüm sürüm sürünmesine
karşın akçaya, giderek başakçacılığa kulluk etmeyi var gücüyle
sürdüregiden kimsenin içinde bulunduğu aşırı saçma durum.
Akça tanrısı: Başakçacılıkta kutsanıp tapı durumuna getirilmiş,
demek kendisine tapı(nı)lan akça.
Akçanın saltık egemenliği: Başakçacıların yarattığı, tek değer
ölçütünün akça olduğu, yalnızca akça için didine didine tükenmenin
öngörüldüğü ya da uygun bulunduğu, tiksinçliklerle dolup taşan soğuk
mu soğuk evren.
Alçak düzeni: Usa gelebilecek bütün olumsuzlukları, giderek
usalmaz yanlış(lık)ları barındırıp onlara yol açaduran kıyın ile sömürü
düzeni, gerçekte düzensizliği.
Ayaktakımı yokçuluğu: Eğitimsiz kişilerin akça dışında hiçbir
değeri tanımayıp aktöresizlik/alçaklık üzere var (!?) olagitmesi.
Ayrımsarlık: Kişinin çevresinde olup bitenlerin, kendi durumunun,
iç yuvarlağında bulunanların ayrımına varma yetisi.
Bağlantılı kötülük dizgesi: Bütün ekinsel, kazançsal, yönetkisel
yanlarıyla ülkede varolan, öğelerinin hepsi birbirinden kaynaklanıp
birbirine yol açan, salt kötücüllüğe dayalı güzelsiz, kötü, yanlış nenler,
demek tiksinçlikler düzeni.
“Batır, bitir, böl, kıy, öldür, sömür, yok et, yok ol.” düzensizliği:
Alçak düzeninin, demek başakçacılığın öbür adı.
Bilmeyelimcilik: Bilmesinlercilik güden egemenlerin isteklerine
uygun bir biçimde kendi istekleriyle bilgisiz kalan kişilerin özyıkıcı
öğretisi.
Boşvermecilik: Hiçbir neni değersememe, önemsememe, böylece
baştankara – sözümona – yaşama yanlışçılığı.
Dilekıyarlık: Kendi ökdilini bozup kirleterek öldürme eğilimi ile
çabası; dilseverliğin karşıtı.
Düşkünezen düzen: Engellileri, sayrıları, sıkıntıya düşmüş kişileri,
yoksulları ezim ezim ezen düzen, demek geribıraktırılmış ülke
başakçacılığı.
Düşüngenlik: Çok düşünme eğilimi ya da ölçünme düşkünlüğü.
Eleştirel-yergisel gönül ile us gerçekçiliği: Bütün uz dallarında,
özellikle yazın alanında tutulması gereken yol.
Erdiricilik: Var olan ya da yaşanan bir nenin kişiyi gönenç yoluna
sokma niteliği.
Evrence: Evrenin suskunluk dili ya da susarak konuşması.
Gönlün öledurumu: Kişinin büyük acı çekmesinin olağanlaşmış
bulunması durumu.
Gönül ölümü: Kişinin kopkoyu bir umutsuzluğa düşüp yaşama
isteğini yitirerek içinin karanlığına gömülekalması.
Gönülcü-usçuluk: Özellikle yazın alanında duyguları, düşünceleri
değerseyip önemseyerek anlatma, böylece gönlün kılavuzluğunda,
usun ışığı altında yapıtlar verme eğilimi ile tutumu.
Gönülkurtaran: Kendi yaşamsızlığında yitmiş kişinin gönlünü
ıpıssızlıktan kurtaracak kimse, demek gönüldeş.
Gönülöldüren: Gönlü kırıp yıkarak onun ölmesine yol açan
değmehangi bir olumsuz etmen; gönülkurtaranın karşıtı.
Güzelleştirmecilik: Güzelsever bir kişinin yaşamı güzelleştirmek ya
da güzel yaşama erişmek üzere gösteredurduğu çabaların bütünü.
İlkyaz devrimciliği: Doğruluk, güzellik ile iyilik yolunda çaba
gösteregiderek varolan kötülük düzensizliğin yıkılmasına katkıda
bulunma durumu.
Karabasan gördürmecisi: Dokuncalılığa, yararsızlığa dayalı işler
yaparak gerçek, demek iyi kişilerin dirliklerini bozup erinçlerini
kaçıran aşağılık, kötücül, tiksinç varlıksı.
Karanlığın egemenliği: Aymazlığa, bilgisizliğe, bilinçsizliğe dayalı
tükengenlik ile tüketkenlik dizgesi.
Karayıkımsal kısırdöngü: Karayıkımlara yol açması kaçınılmaz olan
kısırdöngü; yaşamsızlığın öbür adı.
Kendiişler yaşamsızlık: Kişilerin (!?) kendilerini alıştırıp
koşullandırarak kaptırdığı güzelsizlik, kötülük ile yanlışlık döngüsü.
Kısırdöngü alanı: Kişinin kendi kısırdöngüsünün varlığını
sürdürmek üzere ayrılmak istemediği, ayrılmamaya çalıştığı; son-kerte
iyiliksiz, yürek-sıkıcı işleri yapadurarak aşırı tekdüzelik içinde
karayıkıma vardığı yaşamama ortamı.
Kısırdöngücüllük: Kısırdöngüye tap(ın)ma kertesinde düşkün olma,
aşırı kısırdöngü düşkünlüğü.
Kokuşma bölgesi: Benliğinden, giderek kişilikten çıkmış birinin
kendisi için yarattığı, büsbütün tükenesiye içinde kalmak istediği tükel
sasıma, demek yaşamsızlık alanı.
Kokuşkanlık yeri: Kokuşma bölgesinden sonra gelen evre; kişinin
yaşamdan hepten el çekerek salt tek başına kokuşup tükenmek istediği
alan.
Köpek kıyıcılığı: Köpekleri türdeşlerinden ayrı olarak kişilerin bile
güçlükle yaşadıkları yerleşkelerdeki çok katlı yapılarda tutsak
durumunda tutup – kaçınılmaz bir biçimde, ancak, usalmaz bir
çelişkiye düşerek – başka yılkıların etleriyle besleyip değme gün
yerleşek karmakarışıklığında gezdirme yoluyla sarsıntıya uğratarak
kıyın göreduran dirimlilere dönüştürme yanlışlığı.
Kötücül yığışım: Bir ülkede bulunan, kötülük ardında koşaduran,
yığınların hepten bozulup kaynaşmasıyla ortaya gelmiş biçimsiz kişi
bozuntuları oluşumu.
Öldüreç: Sözde sağaltmanların sözde otlarının yermeli adı.
Özöldürgenlik: Bir kişinin ya da kişi topluluğunun kendi kendisini
aymazca yok etme eğilimi.
Sapıkerki: Büsbütün yozlaşarak kişilikten çıkmış kimselerin
egemenliğine dayalı yönetiş; eşanlamlısı: kıyınerki.
Sapıtkanlık: Sapıkların gitgide daha çok sapıtma eğilimi.
Sevierki: Kişilerin akça, kirli mi kirli çıkarlar ib. için değil, sevi
için(de) çaba gösterip birlikte gönendikleri yönetişin adı; sapıkerkinin
karşıtı.
Sıçan yarışçılığı: Salt akça kazanmak için koşuşturadurarak yaşamı
yitirip yok etme saçmalığı ya da yanlışlığı.
Tiksinçleştirmecilik: Yaşamdaki bütün güzellikleri yok ederek
onların yerlerine güzelsiz, kötü, yanlış nenleri, demek tiksinçlikleri
koymaya yeltenme eğilimi ile tutumu.
Tin öldürmenliği: Sözde tin sağaltmanlığı.
Tinsizleştirici: Tin öldürmenliği öldüreci.
Tüketkenlik tapınağı: Büyük satışyeri.
Yakın uzaklığı: Kişinin en yakın soydanlarının ona büsbütün uzak
düşmüş olmaları durumu.
Yarınsızlık: Yaşamdan büsbütün umut kesince ortaya çıkan tiksinç,
ürkütücü durum.
Yaşam karartma uzmanlığı: Sözde tin sağaltmanlığının öbür
adlarından biri.
Yaşam öldürmeciliği: Yaşama dokunca vererek onu yok etmeye
yönelik davranışların ya da eylemlerin genel adı.
Yaşamcıllık: Yaşam tutkunluğu ya da yaşama sıkı sıkıya bağlı
olmaklık.
Yaşamkıran: Yaşamı büsbütün öldürmek üzere çabalayaduran sözde
kişi; yaşam öldürmecisi.
Yaşamsızlaştırmacılık: Yaşamı yok edip bütün yeryüzüne
güzelsizliği egemen kılma çabası ya da davranışı.
Yaşamsızlık öğretisi: Güzel yaşama aykırı düşen uygulamaların
kökeninde bulunan boş inançlar, gerçekdışı kanılar, yanlış sanılar
bütünü.
Yaşatmanlık: Kendini, başka iyi kişileri, öbür suçsuz dirimlileri
yaşatmaya yönelik anlayışın, tutumun, etkinliklerin ya da eylemlerin
hepsi.
Yerel batırım-bitirim: Yerleşim yerlerinin yerel yönetim adı altında
gitgide daha kötü durumlara düşürülmesi.
Yiteğenlik: Bir olgunun ya da nenin yitme eğilimi.
Yitim yolu: Girenin ya da tutanın yitip gideceği aşırı olumsuzluk
yolu, erdirici yolun karşıtı.
Yitirgenlik: Kişinin varolanları yitiredurmaklığı.
Yok-etmecilik: Bütün güzellikleri yok edivermeye yönelik
davranışlar, tutumlar bütünü.
Yok-olum: Kişinin büsbütün yokluğa karışması, var-olumun karşıtı.
Yoksuluk: Kişi yerine konmadığı gibi yok sayılan ya da yalnızca
sömürülmek üzere var (?!) sayılan kişinin durumu.
Yozlaştırmacılık: Değerleri yok edip güzellikleri kaldırma eğilimi
ile çabası.
2025 Akarayı
Seyhan
(İletişim için..: yedigir@hotmail.com)
Gökhan Çağlayan :1976’da, Adana’da doğdum. İlkokulu, ortaokulu, ortaüstokulu özdeş
yerleşekte bitirdim. Çukurova Üstokulu Tutumsal, Yönetsel Bilimler
Kolu İşletme Bölümünün 1998 çıkışlısıyım. 1999’da, Amasya’da
“kısa dönem eğitim çavuşu” olarak görev yaptım. 2015’te başladığım
Anadolu Üstokulu Açıköğretim Bilimliği Türk Dili ile Yazını
Bölümünü 2019’da bitirdim. (Şimdi Türk dili ile yazını alanında
üstyetkinlik öğrenimi görmek üzere başvurmuş bulunuyorum.).
Adana’da yaşamaktayım. Amasya’dan Adana’ya döndükten sonra
bana akça kazandıracak uygun bir iş bulamadım. (Şimdi evde
çevirmenlik yaparak ya da ona benzeyen bir iş görerek geçimimi
sağlamak üzere bir arayış içinde bulunuyorum.). Gelgelelim bana göre
“yaşama”, bizim tek işimizdir; dahası, ben çalışkan, iyilikçi bir
kişiyimdir, demek boş durmam, yalnızca iyilik yaparım. Nitekim
örneğin öteden beri dille, yazınla ilgileniyor; son yıllarda – daha çok –
deneme, kısa öykü ile yır yazıyorum. Yad dilim İngilizce, ökdilim
Türkçe. Dilimden anlaşılacağı üzere, doğru, öz Türkçe yanlısıyım;
dahası, dile en çok özenin gösterilmesi gerektiği kanısındayım.
Okuma-yazmanın yeğleştirici, kıvandırıcı, kimileri içinse sağaltıcı
etkilerinin var olduğunu pekiyi bilmekteyim.
Özengen dilci-yazıncıyım. 2011’den başlayarak Çağdaş Türk
Dili’nde, Türk Dili Dergisi’nde, Türkçesi Varken… ağ bölgesinde,
Yeni Adana gün yazısında, Kibele Kültürü ağ bölgesinde, Güney
dergisinde… yapıtlarım yayımlandı. (Açık öğretimle ilgili bir
yarışmanın okunmacında bir denemem yer aldı.). 2013’te Elde Var
Yalnızlık-adlı öykü okunmacım çıktı. 2015’te Özden Söze adını
taşıyan deneme okunmacım yayımlandı. 2016’da Etyemezlik-adlı
araştırma-inceleme okunmacım basıldı. Gene 2016’da Umut Yaşamın
Öbür Adı adıyla bir anlatı okunmacım çıktı. 2017’de beşinci
okunmacım, ikinci öykü okunmacım olan Yazdan Artakalan
yayımlandı. 2019 Cumba öykü yarışmasında Yağmur Sıcağı-adlı kısa
öykümle “özendirmelik” kazandım. (Söz konusu öykü, o yarışmanın
okunmacında bulunmaktadır.). Okumayı, yazmayı, ayrıca çevirmeyi
sürdürüyorum.
Doğa tutkunuyum. Çevreciyim, yılkıtüketmezim, sıkı bir “güzel
yaşam ülkücüsü”yüm. Araştırmayı, eleştirel, sağlıklı bir biçimde
düşünmeyi, giderek kuram oluşturmayı, gülüntüçizi çizmeyi, ışıkçizi
çekmeyi, öğrenmeyi, yürümeyi, özellikle doğa yürüyüşlerini…
severim. Güzelsiz, kötü, yanlış hiçbir nene yoğum. Demek değerli,
gerekli, önemli, yararlı, dokuncasız biriyim; öyle kalacağım.
Gökhan Çağlayan
