Yazarlar-Konular

EĞE’DE BİR GÜNLÜK GEZİ  

Bekir Dağsever

DOĞANBEY

Amatörlükten ileri gitmeden edebiyatın; şiirinde, öyküsünde, masalında ve halk

biliminde yazılar yazmaya ve bunları kitaplaştırmaya çalışırım. Edebiyatın bir dalı

olan gezi yazılarını okumayı da öteden beri çok severim. Yazanlara da imreniyle

bakarım. Gezi yazılarının da zor olduğunu bilirim. Gezide yazılacak yerin coğrafi

konumu, tarihi hakkında geniş bilgi birikimine sahip olmak gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde yolum Ege’nin yeni ve çok hızlı bir gelişme gösteren

Didim ilçesine düştü. Didim’de; önce öğretmenlik sonra avukatlık daha sonra da

noterlik yapan şimdilerde zeytin ve zeytinyağı üretimine uğraş veren Bekir İşlek’in

misafiriydim.

Bekir abi, aynı zamanda folklor delisi ve bir çok kitabın yazarı. Eskiler dermiş ki

“Bir gün av yapan bir gün fazladan yaşarmış”. Bekir abi beni öyle gezdirdi ki ben de

bir gün av yapmış gibi çok keyifli bir gün geçirdim. Beni, Rumlardan kalma Söke’ye

bağlı Doğanbey köyüne götürdü. Doğanbey, Söke ilçesine bağlı küçük sakin huzur

dolu doğa harikası bir yer. Geçmişi M.Ö 7000’lere uzanıyor. Sonrası 1924 yılında

gerçekleştirilen mübadeleye dayanıyor. Bu tarihe kadar yaşamların sürdüğü köy antik

adıyla Mykkale, günümüzdeki adıyla Dilek (Samsun) dağına yaslanmış. Rumlardan

kalan ve günümüzde yeni sahipleri tarafından restore edilen taş evleri, dar sokakları

ve doğal güzellikleriyle Doğanbey köyü keşfedilmeyi bekleyen bir açık hava müzesi

gibi.

Köyün sınırları içinde bulunan Dilek Yarımadası tam bir doğa harikası. 804

çeşit bitki türünün bulunduğu, bunların 6’sının sadece burada yetiştiğini söylediler.

Büyük Menderes deltası milli parkı içinde yer alması, bu deltada kuş çeşitliliğinin

çokluğu, Arnavut kaldırımlı yolları eski kaldığı yerden devam etmiyorsa da sakin

sessiz oluşu insanı adeta büyülüyor. Buradan ayrılarak sahildeki marinaya inip balık

çiftliklerinden turna ve balıkçıl kuşlarının balık avlamalarını seyrederek birer çay içip

oradan ayrılıyoruz.

MİLET

Bekir İşlek abimizin kumandasındaki arabasıyla dünyanın en ünlü ve en

önemli şehirlerinden biri olan Milatos (Miletus, Milet) açık hava müzesini uzaktan

gördük. Birçok eserin yer aldığı müzeyi gezmek için görevliden izin alıp odalarda

sergilenen antik malzemelerin ne işe yaradığını okuyarak dolaşıyoruz. Buradan

öğrendiğim:

Anlaşılıyor ki antik çağda Milet; tiyatro sahnesiyle, muhteşem kalesiyle

sanatın, sporun, medeniyetin doruklarına çıkmış ve bilimin başkenti olmuştur. Milet

3500 yılı bulan geçmişi ile medeniyetin en önemli liman kentlerinden birisiymiş. Bir

diğer özelliği de filozoflar şehri olarak bilinmesiymiş. Ünlü düşünür Thales,

Anaksimandos ve Aneksimenes ile Şehir plancısı Hippodomos gibi birçok isme ev

sahipliği yapmış.

Milet gezimizi tamamladıktan sonra Akköy yakınlarındaki Kanlıdere mevkiinde

Zeytinseli Zeytincilikte öğle yemeklerimizi yedik. İşletme sahibi Bekir İşlek’ten işletme

hakkında bilgi almak istediğimde, “Ben buraya her gün gelirim fakat buranın işleriyle

oğlum Furkan ilgilenir.” dedi.

Furkan Bey: Esas mesleğinin Avukatlık olduğunu, işlerin yoğunluğundan

dolayı babasına yardımcı olmak için kendisini bu işe verdiğini anlattı. “400 dönüme

yakın arazimizde 12.000 ağacımız var. Zeytinseli Zeytincilik ailesi olarak Ege’nin en

güzel yerinde organik zeytin, zeytinyağı, sabun, zeytin yaprağı, kuru incir reçeli, nar

ekşisi, dağ kekiği, doğal cilt bakım ürünleri ve kantaron yağından oluşan geniş ürün

yelpazesiyle, doğallığı lezzeti ihtiyaç duyanların sofralarına götürdüklerini söyledi.

Ardından da şunu ekledi: “2007 yılından bu yana aldığımız ulusal ve uluslararası

ödüllerle ülkemizi tüm dünyada tanıtmanın haklı gururunu yaşıyoruz.”

Bekir işlek abimiz “Didim’e gelip de incir, üzüm yememek olmaz.” dedi. Daldık

bahçeye; doyasıya incir, üzüm yedik. Bu arada benim memlekete dönüş saatim

yaklaştı. Yine yollara düştük. Kısa zamanda Didim otogarına geldik. Burada Bekir

abimle vedalaşıp ayrıldık. Bekir abiyi bilmem ama ben çok güzel bir gün geçirdim.

Ama aklımda bir soru kaldı Acaba Zeytinseli Zeytincilik’in bulunduğu yere neden

Kanlıdere demişler?

AYDIN’A DOĞRU

Çok sürmedi memleketim yukarı Çukurova’ya giden otobüsümüz geldi. Hemen

yerimi aldım. Otobüs Didim’in iyotlu temiz havasını yara yara Söke’ye doğru

ilerlemeye başladı. Aklıma yazar Bekir İşlek’in DİDİM’DE ZEYTİNLERİ MELTEMLER

SULAR adlı kitabı geldi. Meltem zeytinleri nasıl sular? Deniz esintilerinin nemi

zeytinleri suluyormuş. Yolumuzun iki tarafındaki Çukurova’yı aratmayacak şekilde

yetişmiş pamuk, mısır, ayçiçeği tarlalarına bakıyorum. Yolumuz uzun sürmedi. Bir

baktım Söke ovasındayız. Sağıma soluma bakarken kendi kendime aman Allah’ım bu

yolu ovanın ortasından niye götürürler. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi buralarda

da en verimli toprağın üzerine fabrikalar, apartmanlar kondururlar ki! Yarın topraklar

kıymete geçtiğinde bu binaları kaldırmak isteseler enkazlarını nereye koyacaklar.

Eskiden büyükler derdi ki “Yılan bile tükenir diye toprağı idareli yalarmış.” Bizim bu

verimli toprakları hoyratça kullanmamıza şaşıyorum. Bunları düşünürken efeler diyarı

Aydın’a yaklaştık.

Yakın zamanda buranın, Topuklu Efe denen belediye başkanı Özlem

Çerçioğlu’nun partisinden ayrılıp başka partiye geçmesine de akıl erdiremedim.

Hangi partili olursa olsun, kendine oy veren halka niçin ihanet ederler ki? Büyük Millet

Meclisi bir yasa çıkarsa da başka partilere geçişi yasaklasa. Biliyorum yolum uzak,

yazacak o kadar çok konu var ki… Otobüsümüz Denizli’ye kavuşmak için boynunu

sündürmüş. Şoförü kendinden emin yola devam ediyoruz. Başka bir zaman, başka

yerler de gezi yazılarına devam edeceğim şimdilik benden bu kadar.

Bekir Dağsever

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir