HO VE KELE SÖZLERİ NE ANLAMDADIR
İbrahim Çenet
Çocukluğum ve gençliğimde en çok kullandığım ve beynime işlemiş olan iki söz.
Ho, hoi, hoyn ve kele, ke’le ! Ben Doğu Çukurova da, Amanos Dağları eteklerinde yaşayan Osmaniye – Ulaşlı Türklerinden bir bireyim. Üstte vurguladığımız bu iki söz hakkında bizde birkaç söz edelim.
Önce ; Ho, Hoi, Hoyn :
Bu sözü bugün en çok Antep, Maraş, Osmaniye , Adana, Mersin ve Hatay da duymak olasıdır. Kişisel bir sesleniş, uyarma, dikkat çekme ve bir hitap biçimidir. Bu sözü adı geçen bölgede çocuklar, gençler ve hatta yetişkinler samimice bir söylem , bir uyarma , bir sorma biçimi olarak kullanırlar. Doğu Çukurovada bir genç diğer arkadaşına ; — Babanlar geldi mi ho ? — Yarın falanca ırmağa yıkanmaya gidelim mi ho ! vb deriz. Bu sözü kendi bölgemde, kışları ılık olan Çukurova dağ eteklerine mal otlatmaya gelen göçebe Türklerde de duyduk hep. Bu insanlar Aydınlı dediğimiz, Yörük dediğimiz, Egeden , Akdenize, Çukurova Amanoslara hayvanlarını otlatan gezici Türk topluluklarında duyduk hep. Bunlar Hoyn, Hoynu ! şeklinde söylüyorlar. En çokta Mersinin tüm kıyı bölgelerinde Örnek, Anamur taraflarında bu şekilde kullanıyorlar. Ancak sözün kökü; Ho ! Hoi, Hu, Hoyn, Hoynu şeklindedir.
Bu sözün tarihi köken ve sosyolojik hatta etimolojik yapısına bakalım. Bu sözün kökeni beş bin yıl , on bin yıl önceye kadar gider. Kenger ( Sümer ) lerin beş bin yıl önce oluşturulmuş Gılgameş adlı öğretici destanında Amanos Dağlarının çevreci koruyucu tanrısına HU ya da Hu baba diyorlar. Zaten Ho – Hu sözünü de en çok bu Amanos Dağları etrafında kullanıyorlar. Demek Hu doğanın dolayısıyla insanların koruyucu tanrısının adıymış. Ülkemizin her tarafında bir hitap şekli olarak Yahu ! demezmiyiz, bir anlayışa sahip insanlarımız gerçeğe hu! Diyelim, der.
Peki , Ho, hu, hoi, hoyn, hoynu …anladık; bu HO , HU kökenli söz nereden geliyor:
İnsanlık var olalı beri Asya’da Türkler ve Çinlilerin ataları aynı bölgede iç içe yaşıyorlar. Belki de daha uzak zamanda akraba halklardır. Ancak Çinlilerin fonetik ve söz – ses çıkarma biçimleri çok farklıdır. Çok eski bin yıllarda ( en azından on – on iki bin yıl önceleri ) Türklerin kendilerine Uygur , Uygar, Uygurlar dedikleri zamanda yani Uygurların Kore ve Çin denizinden Avrupa da ki Atlas okyanusuna kadar alanda yaşadıkları zamanda Çinliler Uygur sözünde ki ‘ uy ‘ sözünü ‘hu ‘ şeklinde telaffuz ediyor. Uani uy sözünün başına bir h ekliyorlar. Gene Uygur da ki ‘ Uyg ) sözünü ‘ Hui, Huey şeklinde söylüyorlar.
Şimdi anladık ki ; konumuzda Ho – Hu, Hoi, Hoyn, Hoynu sözleri Çinlilerin Uygur Türklerine verdikleri söylem biçimidir. ( Bu durumu Prof. Dr. Faruk Sümer ‘ de böyle söylüyor )Tabi insanlar bu kavime, bu isme kutsallık da vermiştir. Bu yüzden Gılgamış Destanında ki Amanos Dağlarının koruyucu tanrısına Hu , Hu- ey diyorlar. TDK sözlüğü de Ho- Hu sözünü bir biçimde tanrı ismi olarak kullanıldığını söylemiştir.
Bu maddeye sonuç olarak Türk kavimlerine en az on – on iki bin yıldan beri en köklü Uygur Türklerine Çinlilerin söylem biçimidir.
Şimdi gelelim ikinci sözümüz ; Kele, Ke’le sözümüze:
Kele sözü de Ho – Hu sözünün en çok kullanıldığı Antep, Maraş Osmaniye, Adana, Hatay bölgelerinde sık kullanılan bir sözümüzdür.
Kele kelimesini TDK na soruyoruz :
Kele kelimesi ne anlama geliyor? ‘ Türk Dili, tarih boyunca ilişki kurduğu medeniyetlerin (ülkelerin) dillerinden kelimeleri kendi bünyesine katmış ve bu sayede çok zengin bir dil oluşturmuştur. Hal böyle olunca, Türkçe ’de gündelik hayatta karşımıza çıkan bazı sözcüklerin anlamına bilemeyebiliyor, ilginç bulabiliyoruz.’ TDK arkasından da bu sözün , boğa, tosun anlamına geldiğini ve de ‘ keleye çekmek’ anlamına geldiğini söylüyor. ( Ancak biz keleye çekmek ne demek anlamadık ).
Biz kele sözünün ne anlama geldiğini bazı sözlüklere, edebiyat dergilerine, bazı yazarlara sorduk , şöyle dediler :
Kele genellikle kadınlar için kullanılan bir sözdür.
Antep yöresinde ; ‘ kele anam , kele bacım’ şeklinde söylerler, hitap ederler.
Kele Adana bölgesinde bir serzeniştir, sesleniştir.
Kele Osmaniye bölgesinde , kadınlara samimice bir ifadedir
Kele , Kozan bölgesinde ,kadınlara karşı şaşkınlık ifade eden bir söz, kele bacım gibi
Amanoslarda ve hatta iç Anadolu bölgesinde de bir atasözü : Gelin geldi de , kele kele demesimi kaldı.
Yani TDK hariç hiçbir kurum, sözlük, dergi ve yazar keleyi, boğa , tosun olarak almıyor.
Bu satırların yazarı da kele yi aynen az üst tarafta anlattığımız anlamda kullanıyoruz.
Demek ki kele kadınlara , kızlara bir hitap biçimidir. İyi de asıl konumuz şudur. Kele ne demektir:
Türk dilinin en eski ( siz ne kadar eski olarak biliyorsanız ) beş on söz’ ünden birisi KA sözüdür.
KA : Koruyan , kollayan, gözeten ( kadın ) demektir. Binlerce yıllardan bu yana bu koruyan sözü KA çok küçük farkla söylenegelmiştir. Ka – Ke, Ku, Kü, Ki … gibi. Hepside koruyan kadın anlamınadır.
Kökeni en az on bin yıl geriye giden Anadolunun koruyucu bereket sağlayan ana tanrıçası Kübele . ( Çatalhöyükte ki on bin yıl önce yapılmış, kutsanmış Kübele heykelleri ) Kübele nasıl söylenir. Bu koruyucu tanrıçaya Hititler Kuvava diyor, İskitler Kübele diyor, Lidyalılar Kibele diyor. …
Demek ki sözün kökü Ka, ke, kü, ki dir. KELE sözüde hep kadınlara söylendiğine göre , koruyucu kadın demektir. Bugün Güney bölgemizde ‘ Kele anam , bacım ‘ derken ; anamıza da, teyzemizede, kızlarda koruyucu kadın yada kadın adayı demek istiyoruz. İşte Kele – ke (le ) koruyucu kadın demektir.
Yerelde ki evrensel dergimizin önce ki sayılarında koruyucu anlamında Ka, ke, ki sözümüzün koruyucu kadın anlamında binlerce yıllık bir sözümüz olduğunu anlatmıştık. Burada bu yazımızın kısa bir özetini sunalım size:
Ka : Türkçenin ilk sözlerinden birisidir. Koruyan demektir.
Ka –
Kam : Toplumum, töresini, sağlığını koruyan.
Kamu : Tüm insanları koruyan
Kadın,: Aileyi koruyan
Kadı : Adaleti koruyan
Kap : İçine konulanı koruyan
Kazan : İçine konulanı pişiren , koruyan
Kapak : İçtekini koruyan
Kapı : Evi koruyan
Kapsam : Çeşitli başlıkları ele alıp koruyan
Kat : Ev de iki aileyi ayıran , koruyan
Kaban : Vucudumuzu koruyan
Kubbe : Evi kapsayan, koruyan
Kitap : Bilgileri koruyan
…….
…….
Ka – ke —kele : Koruycu ana, kadın ve kızlara verilen bir isimdir. Ki çok eski çok anlamlıdır.
Not : Kele sözünün TDK dediği gibi tosun, boğa ile hiçbir ilişkisi yoktur. Boğa ya biz Türkler ‘ boğa ‘ diyoruz. Yirmi beş bin yıl önce Asyadan yeni dünyaya gitmiş olan Kızılderililerde şu anda boğaya ‘ boğa ‘ diyorlar.
Not ‘ not : Bazen yerel, çok yerel dediğimiz bir rütüelin, davranışın, sözün, seslenişin çok eski lere giden kökü, anlamı vardır. İşte Amanos Dağları merkezli Ho, Hu, Hoyn ve Ke – Kele sözününde böyle çok anlamlı bir ekinsel anlamı vardır.
İbrahim Çenet
