Yazarlar-Konular

DOĞA  ÖLÜYOR, BİZDE BOĞULUYORUZ.

Ali Yılmaz

Doğa, çevre , insan : İşin ortasından başlarsak, insanı  doğa oluşturdu. Su olmasaydı, toprak olmasaydı, canlıcıklar, bitkiler, hayvanlar olmasaydı, insanlar nasıl oluşurdu. Hadi diyelim oluştu, nasıl gelişim gösterirdi. Sonucu baştan söyleyelim: doğa olmasa insan olamazdı. İnsan doğanın bir ürünü, meyvesidir.

Peki tersten söyleyelim : Doğa var, insanda , ancak doğa  zehirleniyor, boğuluyor , ölüyor; peki insanlar nasıl olur, aynı sıfatlar insanlar içinde kullanılır. Yani günümüzde insanlar zehirleniyor, boğuluyor ve ölüyor:   Bu dünyanın çoğu yerlerinde böyle. Herkeste kendine göre  dünyanın durumunu  biliyor. Kimyasallar, plastikler,  gıdoları değiştirilmiş ürünler, zararlı gazlar,  küremizi kaplamış, kaç kaçabilirsen.

Üretimin ; çıkar, elmenlik, soygun hayvani hırs için yapıldığı her yerde bu böyledir. Biz bu kısa çalışmada dünyanın tümü hatta ülkemizin tümü için değil de  kendi bulunduğumuz Çukurova ve Doğu Çukurova için biraz gözlemimizden söz  edelim. Doğu Çukurova , Amanos Dağları bölgesi yani Osmaniye ili nde doğa ne durumda ? Hiçte iyi değil. Son yıllardan beriye doğru , son 25 yıldan beri  hele son on yıldan beri durum daha da kötü:

Mevsimler değişti, dört mevsim diye öğrenmiştik ilk okulda, mevsimler bazen ikiye indi. Ani soğuklar, ani sıcaklar. Bazen hiç ya da yetersiz yağmur, bazen  ani ve çok şiddetli yağmurlar. Bazen hiç nem bazen bunaltıcı nem. Bazen çok durgun bazen  ani rüzgarlar…. Bunları çoğaltınız. Bu alışılmışın dışında  olan hava ve doğa olaylarına psikolojik olarak insanlar bile alışamıyor ki  bitkiler ve hayvanlar alışsınlar. Birde işin maddi ve yaşamsal yani var. Kış gelmiş hava  hala bahar gibi. Çoğu bitki çiçek açıyor; hemen arkasından ani bir soğuk ( don ) çiçekler ya da meyveye durmuş  ağaç kuruyor, o mevsim o ağaçlar meyve veremiyor.

Amanos Dağlarında ki tüme yakın çam ağaçlarının  tepeleri gökten yağan asit yağmurlarıyla kuruyor, derken aşağıya doğru  ve  artık o çamlar tümden kuru. İklime dayalı bu durumları çoğaltınız. Örnek bizler Doğu Çukurova da, son yıllarda  incir meyvesi yiyemediğimiz gibi  incir ağaçları da hepten kuruyor. Yada  üzüm bağları  kimyasallar, görkten gelen asitler ve  yeterli nem olmamasından dolayı ( ne kadar ilaç kullanırsan kullan ) ürün alamıyoruz.

Anlık bir örnek 2025 yılı mart ayı Doğu Çukurovada narenciye ler neredeyse tümden kurudu. Örnek Narenciyenin en yoğun olduğu  Erzin, Dörtyol, Payasta  bu ürünler hepten yada kısmen kurudu. Kimi  çiftlikler ağaçlarını söküyor. Hava durumu  habercileri derler ya. Güneyden Afrika dan çöl tozu geliyor. Bizler yaşıyoruz ki  Ülkemiz  güneyden beri  çölleşiyor.

Dünya çıkar guruplarının doğayı zehirlemeleri  bir yana. Gene  bu çıkar guruplarının elleri ve etkilerinde ki ülkeler ve kendi ülkemizde , talan ediliyor. Çukurovadan  doğuya doğru  hareket edin karşınızda  ki Amanos Dağları yamaçlarına bakınız. En güzel bitki örtüsüne sahip bu dağlar madencilik adı altında delik  deşik ediliyor. Maden çıkarılan alan on – yirmi hektar, zarar verilen alan yüz- iki yüz hektar.  Hangi basın – yayın haberine bakarsanız bakın, bu duruma karşı uğraşıları göreceksiniz ama , nereye kadar. Sadece maden arama konusu mu ; ormanları gençleştirme  adına  her taraf traşlanıyor,  ağaçlar , çalılar kökleriyle sökülüyor yani kelleştiriliyor. Yangınlarda işin fazlası.

Yenilerde ilgili bir arkadaş bir belge gösteriyor. Ülkemizde ki iktidar 2030 yılında ki kesilmesi gereken ağaçları beş yıl önceden kesiyor.  Böylece hem verim alamıyor hem de doğa  tahrip ediliyor. ….

Bu doğa tahribatını her gün basından görmek – okumak olasıdır. Bu doğa tahribatı  aslında başta söylediğimiz gibi ‘ İnsan tahribatıdır ‘. Yani bindiğimiz dalı kesiyoruz.

Şimdi  denecek ki, bu anlatılanlar  böyle , yani kötü. Peki bu iş nereye , ne zamana kadar  gidecek?

Bu duruma yanıt vermek için  ön bir duruma yanıt verelim: Bu doğa  ölümü neden oluyor. Çıkar ve sömürü guruplarının yüzünden oluyor. Sömürücü  sınıflar yüzünden dünya  Oligarkları yüzünden  oluyor…. Evet şimdilerde dünyada kimi ülkeler  bu sömürü sistemine son verdiler, ama yetersiz. Ancak önümüzde ki zamanda  dünya insanlığı  sömürüsüz ve soygunsuz  bir düzene geçtiği sürece doğa tahrip edilmeyecek, doğa  doğal haline bırakılacak ve dolayısıyla insanlarda  bu yaşarken ölme durumunda olmayacaktır.

Ancak insanları çıkar için , baskı ve zorbalık için yürüttükleri  düzenlerini , insanlık nerelerde ve ne kadar zamanda başaracaklardır, onu şimdiden kestiremeyiz. Şu kadarını biliyoruz, insan toplulukları bilinçlendiği sürece ve de örgütlendiği sürece  bu iş kısalacaktır.

Son söz : İnsanların doğayı ve insanları tahrip ve sömürüsüne son ; İnsanların doğayı  dengeli olarak yaşamaları için kullanmasına  evet !

Ali Yılmaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir