TELEFERİĞİN TELLERİ ve DÜNYANIN HALLERİ
Selim Özgül
“Para her şeyi yapar diyen, para için her şeyi yapar.” Benjamin Franklin söylemiş bu sözü. Bugün Müjdat Gezen’in yazısında gördüm.
Yirmi yıllık iktidarlarında önce ülkeye ve topluma ait para edecek her şeyi sattılar, ardından ihalelerinden kazanç elde ettikleri gösterişli bazı şeyler yaptılar. Saraylar, otoyollar, havaalanları, tüneller, köprüler, teleferikler…
Savurganlıklarınız sonuncu aç kaldık diyen halka merak etmeyin, sabredin; itibardan tasarruf olmaz, paramız var ki harcıyoruz dediler.
Bir yandan aç insanların gözünün içine soka soka para harcarken bir yandan da parayı kutsallaştırdılar.
“Para her şeyi” yapar düşüncesini yerleştirip “para için her şeyi yapanlar”ın sayısını çoğalttılar.
Her ihaleyi aynı müteahhitler grubuna verdiklerinden ülke çapındaki teleferik ihalelerini de aynı şirkete vermişler.
Yapıldıktan aylar sonra çökmeye başlayan otoyollardan sonra şimdi de arızalanan teleferiklere, düşen kabinlere geldi sıra, anlaşılan.
Yirmi yıllık iktidarlarında yatırımların insana faydasını değil, o yatırımlara harcanan paranın miktarını tekrarlayıp durmuşlardı zaten.
“Para her şeyi yapar” sözünü dillerine pelesenk etmişlerdi.
Açlıkla boğuşan insanların kafasını kaldırıp da dünyanın başka yerlerinde bizde harcanan bu kadar parayla neler yapılıyor diye bakacak hali yoktu, elbette!
Baktım da, zamanında “ucuza getirdik” diyerek ihalesiyle övündükleri kıytırıktan teleferiği de, her konuda yaptıkları gibi, dünyada eşi benzeri yok diyerek yedirmişler millete.
Teknolojinin geldiği seviyeyle birlikte dünya küçüldü artık. Günümüzde bilmek mümkün dünyanın neresinde ne olduğunu.
Teleferik deyince İsviçre gelirdi benim aklıma hep. Trenlerin dolmuş usulü yolcu taşıdığı Alp Dağları’nın üç bin metre yükseklikteki hep karla kaplı sipsivri tepeleri seyir teraslarıyla doludur ve bu tepeler arasına kurulmuş teleferik hatları bir örümcek ağı gibi uçurumların üstünü kaplamaktadır. Kimsenin aklına harcanan para gelmiyor, keyfine bakıyor insanlar oralarda.
Dün akşam da bir videoda Çin’in Tianmen Dağı’nda gezindim. Önce, dünyanın en yüksek açık hava asansörü denilen bir asansöre binerek bir seyir terasına çıkıyordu insanlar.
Dünyanın en uzun teleferik hattı da oradaymış. Aşağıya bakabilmenin cesaret gerektirdiği dağ yamaçlarına kilometrelerce yürüyüş yolları yapılmış, cam zemin üzerinde uçurumların dibini seyrede seyrede yürüyor insanlar…
Kimsenin aklına oraya harcanan para gelmiyor, zevkin doruklarında insanlar…
Parayı fazlasıyla ödüyor zaten, dünyanın dört bir yanından gelen turistler. İhale garantilerini karşılayamayan atıl yatırımlar sadece bizde ve bizim gibi ülkelerde.
Para her şeyi yapar diye diye önce para için her şeyin yapılacağını kanıtladılar, sonra da bu zihniyete sahip insanların sayısını artırdılar. O yüzden patlayıp çatlıyor şimdi, o eskiden yapılanlar… (Selim ÖZGÜL)
