Düziçi’nde anlatamadıklarım.
Mehmet Göl
Bu yıl 17 Nisan Kutlaması 21 Nisan2024 Pazar günü yapıldı. Katılım, ilgi geçen yıllara göre çok daha görkemli idi. Kutlamanın programı Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Düziçi Şubesi Başkanı sevgili Dr. Selahattin Beyaz’ın öncülüğünde yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Adana şubesi ve Eğitim İş Sendikası Osmaniye şubesi ile birlikte yapıldı.
Atatürk büstüne çelenk konulması ve coşkuyla Ulusal marşımızın söylenmesinden sonra programa geçildi. Dr. Selahattin Beyaz’ın, Prof Dr. Ali Kocabaş’ın ve Prof Dr. Ercan Küçükosmanoğlu’nun konuşmaları katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi. Düziçi Köy Enstitüsünün ilk mezunları ağabeylerin konuşmaları, Düziçi İlk Öğretmen Okulu çıkışlı öğrencilerimizin okuduğu şiirler duygulu anlar yaşattı. Programın bitiminde Karacaoğlan Kültür Merkezi salonlarında gösterime sunulan oyun görmeyi değerdi. Oyunda rol alan öğrencilerimi ve öğretmenleri ve de özellikle yönetmen Ali Yılmaz’ı yürekten kutluyorum.
Programda konuşma sırası bana gelince, gene delişmen sevdalar sardı başımı. Anlatacaklarımı anlatamadım. Hal bu ki Yiğit öğrencim Hamza Güzelyüz’ün 6 Şubat felaketinden önce bana yazdığı “Öğretmenime mektup” başlıklı ileti elimdeydi. Onu okuyup sizleri hüzünlendirmek istemedim. 6 Şubat felaketinden önce ve sonra aramızdan ayrılan yiğitleri bitimsiz duygularla anıyorum. Kürsüde ki durumum elverseydi bakın size neler anlatacaktım:
Gecenin saat 12.00 si idi telefonum çaldı. Açtım. Öğretmenim ben Mustafa Yıldırı. Hani şu saz çalan Elbistanlı Mustafa Yıldırım. Tanımaz mıyım Mustafa Yıldırım’ı. Evet Mustafam, buyur seni dinliyorum. Öğretmenim Vat Sap’ınızı açar mısınız. Size Aşık Mahsuni’den bir türkü çalacağım. Açıyorum Vat Sap’ı Mustafa Yıldırım çalıyor ben dinliyorum. Onu bilmem ama ben müthiş bir duygu yoğunluğu içindeyim. Mırıldanıyorum kendi kendime: “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana, acep söylesem mi, söylemesem mi”
Gecenin bir saatinde gene telefonum çalıyor. Açıyorum. Peltek bir ses öğretmenim diyor. Sizden bir ricam var. Sesin sahibini tanıyorum. Siz de tanırsınız. Buyur söyle diyorum. Öğretmenim benim bir vasiyetim var. Bu vasiyetimi aileme duyurdum. Hayırdır oğlum diyorum. Bu ne vasiyeti. Genç yaşta. Öğretmenim beni cenazemi siz kıldıracaksınız. O günlerde ünlü bir gazetecinin cenazesini kılmam diyen bir imam vardı. O çok kızmış benim sevgili öğrencim. Ben de kızmıştım o yobaz kafalı imama. Tamam diyorum. Rahat ol. Şimdi yat böyle şeyler de düşünme. Diretiyor. Hayır öğretmenim. Ben aileme bildirdim. Benim cenazemi Mehmet Göl kıldıracak dedim. Bana söz ver. Kurtuluş yok. Söz diyorum. Senden önce emri Hak vaki olmaz ise, yani ben senden önce ölmez isem söz diyorum. Teşekkür ediyor.
Telefonda sekreterim Müdürüm öğrenciniz geldi diyor. Heman kalkıp içeri alıyorum. Sizlerde tanırsınız Ömer’i. Okula geldiği zaman Türkçeyi az konuşuyordu. Kısa zamanda uyum sağladı okula ve arkadaşlarına. İyi bir öğrenci idi. Başarılı bir öğretmen oldu. Hoş geldin Ömer diyorum. Sesi zor çıkıyor. Hayırdır bir derdin mi var diyorum. Mahcup anlatmaya başlıyor: Öğretmenim kızım Anadolu Lisesinde okuyor. Benim tayinimi dağın başına yaptılar. Nasıl olur. Milli eğitim Müdürüne derdini anlatmadın mı diyorum. Başını aşağıya eğiyor. Milli Eğitim Müdürü Okuldan arkadaşı. Açıyorum telefonu. Daha alo demeden buyur öğretmenim emret diyor. Yarın sana bir arkadaşın gelecek. Amasız, fakatsız onun atamasını şehir merkezine yapacaksın. Olur öğretmenim diyor. Sevgili Mersin İl Milli Eğitim Müdürü Tandoğan Kaçıra öğrencime teşekkür ediyorum. Işığın bol olsun sevgili Tandoğan. Ömer’in yüzünde güller açıyor.
Ben boşa söylemiyorum Düziçi bir ekoldür diye. Düziçi’nde yeni gelen bir öğrenciye ana –baba olunur. İleri aşamada öğrenci öğretmen ilişkisinin dışında arkadaş olunur, yol gösterici olunur sırdaş olunur ve de yoldaş olunur.
Haydi, siz olun açmayın yüreğinizi bunlara. Sevmeyin, özlemeyin, düşlemeyin o güzel günleri.28 Nisan 2024

Mehmet Göl
Kemalist İlahiyatçı
