Yazarlar-Konular

MULLA

İbrahim Çenet
Bu anlatılan bir Türkiye klasiğidir. Acıklıdır, trajedidir, dramdır. Sokakta bir durum gördük ,sorduk ,anlattı etrafta ki insanlar bizde size de aktaralım dedik. O ne demekse, hiç bir edebiyat kaygısı taşımadık. Dupduru , sapsade anlatmaya çalıştık.
Osmaniye ‘ nin Düziçi ilçesinde bir ara sokakta yürüyorduk,oralı bir arkadaş ile. Sokakta zora ki yürüyen , sakallı, eli bastonlu, birazda beli bükülmüş , yetmişli yaşlarda bir adamın elinden 12 yaşlarında bir çocuk tutuyor ve yürümeye çalışıyolar. Adam çocuğa aynı soruyu soruyor, çocukta ; dede hep aynı soruyu soruyorsun, kaç defadır anlatıyorum ya, diyor. Aynı yöne giden gene yaşlıca iki adamdan birisi ,sakallı , bastonlu adama dönerek ; şimdilik alzemeyr hastası olmuşsun , sen daha da rezil olup, akan suyada sıçacaksın, diyor ve yürüyüp gidiyor. Sakallı adamın ne duyacak halı ne de verecek yanıtı var.
Bende istemeden tanık olduğum bu durumu yanımda ki arkadaşa soruyorum. — Nedir bu , kim bu adam, o , ötekine niye öyle dedi, diyorum. Az bekle , tam sana göre ibretlik bir olay, diyorlar.
Varacağımız yere varıp , bir kaç arkadaşla buluşuyoruz. İşimizi, konuşacaklarımızı konuşuyoruz. Sonra çaylarımız içerken yolda tanık olduğumuz durumu, adamı soruyoruz. Arkadaş , Mulla, Mulla derler ona hatta bazıları Rezil Mulla da diyorlar. Orada ki öteki arkadaşlarda tanıyormuş onu. Bir çırpıda anlatıyorlar :
Adam Amanos Dağları yöresinin bir dağ köyündenmiş, ağaçlık, yoksul , bir dere içi köyden. Zaman 12 eylül 1980 darbesine ya kısa bir an var ya da kısa bir zaman geçmiş. adı geçen köye genç , bir çocukları olan karı – koca bir öğretmen tayin olur. O zamanlar insanlar sağ – sol diye ayrılmışlar.
Sağ görüşlü , sıkı milliyetçi köylülerden bir kısmı başlar tartışmaya : Bu öğretmen acep sağcı mı, solcu mu vb. Bazen kasabaya inen öğretmenin köye dönerken Cumhuriyet gazetesi aldığından ve özellikle de okulda derse girdiği çocuklara iyi günler ya da gün aydın dediğinden hoca ve eşinin genel olarak, solcu, ilerici, halktan yana olduğu anlaşılır. Köyün bir kesimi başlar tartışmaya; — Ne yapalım bu öğretmeni. Her kafadan bir ses; kimi döğelim der, kimi sövelim; hatta öldürelim , diyenler bile çıkar. Otuzlu yaşlarda , evli üç beş çocuğu olan , o köyün yerlisi Mulla dedikleri bir adam alır sözü:
— Arkadaşlar,dövmek, sövmek olmaz, hele öldürmek hiç olmaz. O ölür bizde gideriz hapse. Amacımız bu karı koca öğretmeni buradan sürdürmek olduğuna göre ; siz bu işi bana bırakın , der Mulla. Ben bizim bildik planlarımızdan birisini kullanırım der:
Köyde Deli Elif , adında kocası yok, evlenmemiş, aklıda biraz mayhoş kimsesiz bir kadın vardır. Otuzlu yaşlarda dört çocuklu , pehlivan yapılı Mulla ; varır bir gün komşusu bu Deli Elife .
— Elif , bacım , der, sana bir işim düştü. eğer yaparsan sana bir güllü fistanlık, ayrıca , altı lastik üstü ham keçi derisinden papuç alırım, biraz da para.
Elifin gözleri açılır : — Yapabileceğim bir şeyse yaparım Mulla aga , der.
Mulla, başlar sorunu ve yapılması gerekenleri anlatmaya.
— Bak der , köyümüze bir karı koca öğretmen geldi. Araştırdık ki bu öğretmen oğlan komünist. Elif biliyorsun, Goministlik çok kötü. Nereden biliyosun ki bu çocuk gominist. Tercüman gazetesi yerine Cumhuriyet alır. Sınıfa girince ; sabahıl heyr yerine , günaydın, der. Namaz kıldığını gören olmamış, … daha ne olsun.
Dediğim gibi sana güllü bir fistanlık, altı lastik üstü ham keçi derisinden papuç ve birazda para …. bu öğretmeni ancak sen attırırsın bu köyden.
O kadar çok rüşveti duyan Deli Elif in ağzı sulanır. — De hele Mulla Ede , nasıl ve ne yapacağım bu konuda .
Mulla anlatır planı : Ben sana işareti verdiğimde , sen şu koruluktan beri gelirsin, birazda düğmelerin buruşmuş kırılmış;
—Öğretmen bana tecavüz etti, Öğretmen bana tecavüz etti diye sağa sola bağırıp , çağırırsın.
Bir öğlenden sonra öğretmenin ortalıkta gözükmediği zaman , planı uygulama zamanının geldiğini düşünen Mulla, verir işareti Deli Elif’e. Elif deli ama maşaallah deneni usta bir tiyatro uyncusu gibi uygular. Yani köyün hemen kıysında ki çalıların arasından bağırarak çıkar, birazda fistan döş düğmeleri kırılmış :
Öğretmen bana tecavüz etti ! Öğretmen bana tecavüz etti !
Bir çırpıda doluşurlar Deli Elif ‘in başına özellikle kadınlar, kızlar helede seyirlik isteyen çocuklar ve de az biraz erkekler. Nerde diye sorar köyden bir iki erkek. Deli Elif, ; ne bilem şu arka çalılıklara getti zahar ( belki ) diye yanıtlar , oradakileri.
Biraz sonra , kasaba – ilçeye gitmiş olan genç öğretmen elinde bir file yiyecek , ekmek ve dış yüzeyde de görüldüğü gibi dürülü günlük bir Cumhuriyet gazetesi. Köyün muhtarı , bir kaçta adam ve tabi planı , örgütü partisi ve dini cemaati adına uygulayan Mulla . Muhtar , köyün mülki sorumlu amiri olarak sorar genç öğretmene :
— Sen ,der, Deli Elife şu çalıların arasında tecavüz etmişin, doğru mu. Genç öğretmen şaşkındır. Ne zaman , der. Az önce diye yanıtlarlar, hep beraber, başta da Mulla.
Şaşkın, bir anda gözleri dışarı çıkacakmış gibi olan genç öğretmen ; görüyorsunuz ben ilçeden, milli eğitim müdürlüğünden geliyorum, hemde köylerin münübüsü ile, şu aşağı köye kadar. Oradanda bu köyden üç kişiyle yürüyerek geliyoruz , hemde ben birde çocuğu olan evli bir insanım. Az önce ben buralarda olmam olamaz, işte tanıklar. Önce muhtarın , sonrada bir partinin ocak başkanı olan Mulla’nın ağzından ayni anda aynı söz çıkıverir.
— Sen yarın savunmanı ilçenin kaymakamına ve milli eğitim müdürüne yaparsın,derler.
Evine yönelir genç öğretmen. Olanları hepten dinleyen öğretmenin hanımı kocasına ; sen gerçekten böyle bir şey yaptınmı , diye sorar. Genç öğretmen işte bu anda daha da yıkılmıştır.
Köy muhtarı ve Mulla ertesi gün ilk araçla ilçe ye giderler. İlk uğrayacakları yer kendi partilerinin ilçe başkanları ve hep birlikte ilçe kaymakamına çıkarlar. Bir devlet trafiği başlar. İlçe milli eğitim müdürü çağrılır. Köyün karı- koca iki öğretmeni ifadeye çağrılır. Yazışmalar , savunmalar ve görevden alınmalar
İki öğretmende çok üzgünler, en çokta erkek öğretmen. Neden ? Birde küçük çocukları olan öğretmenin hanımıda , eşine : Sen gerçekten Deli Elife böyle bir saldırı yaptın mı, sorar durur.
Ertesi gün iki öğretmen tek göz toprak dam olan evlerini toplarlar ve göçecekler. İki öğretmen en son okula uğrarlar. Okulda tek göz , gene üstü toprak bir damdır. Ancak tüm öğrenciler okulun önündeler. Okulda başka öğretmende yok. Okulun , müdüründen, öğretmenine, hademesinden, teneke sobayı yakanına kadar bu iki öğretmendir.
Öğretmensizlikten ve ödenek yokluğundan iki yıldır kapalı olan köy okulu , daha bu sezon yeni açılmış olmasına ( genede kız çocukları az sayıda gönderilmiş olsada ) toplanmışlardı okul önüne. Genç öğretmen Atatürk portresini bir tarafına , Türk bayrağını diğer tarafına aldıktan sonra, istiklal marşını söylediler, hep birlikte. Öğretmen çok kısa bir konuşmayla iki öğretmeninde gittiklerini , çocukları çok sevdiklerini anımsatıp, yarı ağlamaklı olarak yürüyüp gittiler.


1980 yılı askeri darbesi zamanlarında olan bu olay üzerinden en az otuz yıl geçmişti. Mulla yermişli yaşlara gelmişti. Dindar ve bir ünlü cemaate de üye olan Mulla haç’ca gitmek ister. Tüm dindarlar bilir ki; Haç’ca gidecek insan, insanlara çok zarar veren bir hakarette bulunursa, açık , aleni kötülük etmişse,….. zarara uğrayan kişiden helallik almadan haç’cı kabul olmaz.
Bu durumu Mulla haydi haydiye bilir. Ancak aradan geçmiş otuz yıl. Nereden bulsunda helallik istesin o genç öğretmenden. Ancak bilgisayar, akıllı telefonlar ve devlet bilgileri artık ulaşılır. Bunu Mulla bilmez ama , onun çocukları bu arama işini bilir, bulular öğretmenin izini.
Bir gün Mulla iki oğlunuda alır yanına giderler öğretmenin adresine. Öğretmen Çukurovada Mersin ili, Silifke ilçesi , Toroslarda bir dağ köyünde oturuyordur. Toroslardan aşağı köpüklü akan Göksu ırmağının bir kolu sulamaktadır köyü. Öğretmen bu soğuk sulu ırmağın üzerine bir balık çiftliği kurmuştur. İyi de para kazanıyordur. Zamanında bu öğretmeni, ilk eşi Deli Elif olayınıda ileri sürerek boşamıştır.
Mulla ve iki oğlu , eskiden köylerinde ki öğretmenle karşılaşır. Mulla , sorar eski öğretmenlerine ; beni tanıdın mı ? Amanos Dağların da ki köy, Mulla … Deli Elif … der demez , tüm olay film şeridi gibi gözünün önünden geçer. Tanır tabi. Otururlar taşların üzerine.
Mulla anlatır : Öğretmen efendi kardeşim der ,bizim köyde ki Deli Elif olayı hiç gerçek değildi, hepsini ben kurgulamış ve uygulamıştım. Allah var, sen böyle bir tecavüze kesin yönelmemiştin. Sen beni affet, hepimiz müslümanız elhamdülüllah ! Şimdi ben yaşlandım, haç’ca gideceğim. Hepimiz biliriz ki kula haksız çokça zarar veren birisi , onun rızasını almadan haç’ca giderse, o haç kabul olmaz. Şimdi senden ricam bana hakkını helal et…. der.
Öğretmen – balıkçı çok düşünmez. Kısa zamanda çektikleri hepten gözünün önüne gelir.
Mulla, der : Beni ve o zaman ki eşimi iktidar görevden aldı. Aç – susuz kaldık. Eşimde , Deli Elif olayını ileri sürerek beni boşadı. Çocuğumuz yetim kaldı sayılır. Sonra o zaman ki eşimi geri göreve aldılar, beni almadılar. Sonra o başka birisiyle bende başka bir hanımla evlendik. Onunda ,benim de çocuklarımız oldu. Onlar bile evlendiler.
Öğretmen – balıkçı Mullaya döner ; şimdi sen benden olduğu kadar o zaman ki benim eski eşimden de helallik almalısın. Öyle ya senin ( sizin parti ve cemaatleriniz ) yüzünden O’ da çok sıkıntı çekmiş olmalı. Tabi şimdi O’ da bende yaşamlarımızdan hoşuz, bu başka. İşte size o hanım öğretmenin telefonu, işte çalıştığı okulu, gidin , bu bana anlattıklarınızı onada anlatın. Ve oradan onunla telefon edin bana . Biz o bildiğiniz çocuğumuz vasıtasıyla o hanımla konuşuruzda. Ben size oradan telefonla söyleyeceğim ne söyleyeceksem.
Mulla ve oğulları arabalarına binerler , varırlar Mersinde ki adrese, bulurlar eski öğretmenlerini. Ve tabi bu hanım’a da anlatırlar,o çikef , sahte planı; helallik isterler. Hep birlikte telefon açarlar Silifke nin bir köyünde ki öğretmen – balıkçıya. Hanım öğretmen , eski eşi ilk çocuğunun babası na , der ki Mulla ve oğulları buraya geldiler, o Deli Elif olayının tamamen bizi köyden – öğretmenlikten attırmak için kurgu olduğunu söylediler. Demek sen , şimdi anlaşıldı ki böyle bir tecavüz olayında bulunmamışsın. Ve kadın öğretmen devamla ; bu Mulla benden helallik istiyor , çünkü, aksi halde bizlere yapılan bu büyük hakaretten dolayı Haç’cı kabul olmayacakmış. Ben kendi adıma hakkımı helal ediyorum. Konuştuklarımı burada onlarda duyuyorlar, der.
O anda , Mulla’da iki oğluda , hanım öğretmende , balıkçı- öğretmenin ne diyeceğini bekler ve dikkat kesilirler.
Balıkçı öğretmen : Ben , der evet ben, sana da ve özellikle sizin tanrınızada hakkımı helal etmiyorum. Ve şu anda sen, siz gibi insanların bugün yürüttüğü ülke düzeni kim bilir ne kadar insana bu ve buna benzer tuzaklar kuruyorsunuz. Eğer tanrı var ise, var idi ise bizleri sizler gibi insanların düzeninden , hilelerinden korusun ! ! !
İbrahim Çenet
İbrahim Çenet kimdir: Çardak köyü / Osmaniye de 1949 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesinde hukuk, Paris Sorbon üniversitesinde edebiyat ve dil okudu. Politikacı , yazar . Uzun yıllar cezaevlerinde tutuldu.
Anadolu Halk Bilim Kültür Akademisi kurucularından. 2000 yılından beri devam eden Özgür film festivali ve ‘Özgür İnsan Ödülü ‘ kurucu ve yöneticilerinden. Ayrıca Yaşar Kemal anısına etkili ve anlamlı edebiyat etkinliği organize edenlerden. Belgesel filmler yapımcısı.
Yerelden Evrensele adlı ; bilim , halk bilim, tarih , arkeoloji, sosyal ve toplumsal coğrafya dergisi kurucu üyelerinden.
Evli üç çocuğu ve iki torunu vardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir