MEKTUP
Bekir Dağsever
MEKTULARIN İLETİLMESİ
Mektupları tartarlar, hafiyeler hacı analar, ulaklar, koca karılar, kuşlar postacılar getirip götürdükleri şimdilerde bunların görevi bir tıkla hallediliyor. İnternet.
MEKTUP ÇEŞİTLERİ
UCU YANIK MEKTUPLAR: Sevgiliye kadın ve erkek tarafından yazılan bir köşesi yakılır. İşte be sana böyle yanıyorum anlamı demektir.
İŞ MEKTUPLARI:Devlet kurumlarına veya kişilere yâda şirketlere yazılan mektuplar.
TELLİ MEKTUPLAR: İçinde aşkı anlatan sevgiliye yazılan mektuplar. Mesela ben lise yıllarımda bir şiir yazmıştım şöyle diyordum:
Mektupları küflenirdi cebim de
Defter oydu kitap oydu gözümde
Ölçüp biçip bulamadım çözümde
Kor misali içten içe yanarım(*) -1
(*)-1 Bekir Dağsever’in Mevsimin Son Çiçekleri adlı kitabından.
ÖĞRENCİ MEKTUPLARI: Öğrenci mektuplarının hepsi de böyle değildir. Yatılı okulda yâda başka şehir veya başka ülkede öğrenim görenler.
KOMİK BİR ÖĞRENCİ MEKTUBU
Ey benim dana derisinden mukavemetli, beş keçi oğlağından kıymetli, azgın analık şefkatli, doğru sözlü, suya yatmış dana gözlü, 58 model babacığım.
İki gözümün karası, yürekler yarası, yedi köyün maskarası, peştamal sakallı anacığım. Dağda bayırda, çayırda nasılsın. Ben oğlunu soracak olursan Allah’ın izniyle derslerime çalışacağım. Kuyruksuz dokuz on alacağım.
Eğer sizde buralardan soracak olursanız bilmem duydunuz mu? Geçenler de bizim okul amfisinin önünde ki bahçe de bir cinayet işlendi. Kırmızı kanlar içinde tabağa yuvarlanan domates, çatal kaşık yardımıyla boğaz içi hastanesine gönderildi. Altı saatlik bir tedaviden sonra maalesef kurtulamayarak, İSKİ kanalizasyon mezarlığına defnedildi.
Benim diyeceklerim bu kadar. Kestane kebap acele cevap beklerim.
Oğlunuz
Abuzittin Yalanatar
YARIM MEKTUPLAR ( kanlı mektuplar ): Bu mektup ta bana göre çok çok önemli mektuplardan, asker kışladadır memleketinden belki de mektubu gelmiştir. Azıcık bir zaman bulmuştur. Çekmiştir kalemini kâğıdını başlamıştır hasret dolu kelimelere e… burası asker ocağı ya bir bomba, ya bir hava taarruzu veya bir baskın olmuştur. Askerin mektubu bitmemiştir. Düşmüştür mektubun üstüne boyanmıştır mektup kırmızıya. Bu bir cevapsız mektuptur.
ER MEKTUBU ĞÖRÜLMÜŞTÜR.
Asker mektuplarının gelen mektupta giden mektupta askerin bağlı bulunduğu birlik komutanı tarafından okunur ve her ikisinin de üzerine ER MEKTUBU GÖRÜLMÜŞTÜR mührü basılır.
BİR FIKRA:
Asker memleketin her şeyini çok özlemiştir; anasını, babasını, kardeşlerini öyle özlemiştir. Hele bir özlediği daha var ki; bir türlü aklından çıkmayan ceylan sekişli keskin bakışlısı aklından gece gündüz çıkmaz. Aklı ve yüreği her zaman sıladadır. Hani Bekir Sıtkı Erdoğan’ın Kışlada bahar şiirinde İbibikler öter ötmez ordayım şarkısında geçer.
Mor dağlara karargâhlar kurulur
Beş dakika istirahat verilir
Eteğinde bölük bölük durulur
Tüfekleri çatar çatmaz ordayım
Evdekilere yazamaz, bana eşimin bir fotoğrafını gönderinde teselli bulayım diye. Eşinin de imkânı yoktur göndermeye. Bir gün çeker kalemi kâğıdı. Döşer mektubu sonunda da der ki babacığım bana Mehmet’imin bir fotoğrafını gönderin anasının kucağında der. Amaç bellidir Mehmet’in anası.
…………………………………
BOŞ MEKTUPLAR: Bu mektup öyle bir mektup ki bilmiyorum, Anadolu’nun veya dünyanın başka yerlerinde buna benzer bir mektup çeşidi var mı? Adam evlidir. Ya istemeyen biri yâda geride bıraktığı eşinin yanlış bir hareketinden dolayı zarfın içine boş bir kâğıt koyar, bu demektir ki sen benden üçten dokuza boşsun demektir. Bu olay hemen duyulur.
Kadınlar arasında kavgada bile, kız oruspu sen düzgün biri olsan senin boş kâğıdın gelmezdi. Yâda abov bacım duydunuz mu filanın kızının yâda gelininin boş kâğıdı gelmiş derler.
ÇİTLİ KÖYÜNÜN MEKTUPÇUSU (BEKİR DAĞSEVER)
Bizim köye 1964 yılında ilkokul yapıldı. Okulun birinci sınıfına o yıl 43 öğrenci kaydoldu. Okuma yazmayı ilk öğrenenlerden biriside ben olmuştum.
Hatta komşular akşam oldu mu toplanıp Karacaoğlan, Âşık Kerem, Hz. Alinin cenk kitaplarını okutuyorlardı. Durum böyle olunca asker hanımlarının gelen mektuplarını okuyup cevabını da bana yazdırıyorlardı. Köyün mektupçusuydum.
Köyümüzden bir Musa emmi vardı. Yedi tane oğlu vardı. Bunların üç oğlunun mektuplarını ben yazıp okudum. Yani buda demektir ki altı yedi sene mektup okuyup yazdım.
Musa Emmimin ilk giriş yerinde ki o zamanlar da yazdırdıklarını adeta ezberlemiştim. Şöyle yazdırırdı: ‘Yüksek bir Türk gencine takdimdir. Deruni dilden canı gönülden pek çok kıymetli oğlum Mehmet’ diye başlar, hal hatır sorma nasılsın iyi misin bitince evdekilerin teker teker selamları yazılır. Askerin karısının adı da şöyle geçerdi. ‘hane sahibinin de ayrıca selamı var.’
_…
Oğlundan gelen cevap ta biraz farklıydı, oğlunun mektubu da şöyle başlardı: Pek çok kıymetli babacığım. Önce kardan beyaz pamuktan yumuşak ellerinden hasretle öperim. Sonra evdekilerin hepsine teker teker selam yollar. Çok merak ettiğim halde sanırım utandığından karısına selam yazmazdı.
BABAMIN MEKTUBU
İzmir /Gaziemir Astsubay hazırlık okulunda askerdim. Bir gün babamdan bir mektup geldi. Mektubu heyecanla açtım okudum o günden beri unutamadığım mektupta aynen şunlar yazılıydı.
‘Kıymetli oğlum Bekir selam eder gözlerinden öperim. Köy yerinde duruyor’
MEKTUPLA İLGİLİ BİR FIKRA
Bir gün deliler hastanesinin başhekimi hastalarını ziyaret ederken bir hastaya bakmış bir şeyler yazıyor. Yanına yaklaşmış:
- Ne yazıyorsun sen!
- Kör müsün mektup yazıyorum
- Kime yazıyorsun
- Kime olacak kendime
- Peki, ne yazıyor gelen mektupta
- Deli misin daha mektup gelmedi ki demiş.
ÖZEL NOT :
1 – Eskiden eğitilmiş güvercinlerin boynuna kibarca bağlanan ipli mektuplar da var. Mektup yazılır, mumlu bir çaput un içine konur ve güvercinin boynuna , Alıştırılmış güvercin iki nokta arasında bunu uçarak götürür…. Posta güvercini.
2 — Cezaevi mektupları da zor iştir. Buda asker mektuplarında olduğu gbi yöneticiler tarafından okunur alınır ve verilir. Ya da beğenilmeyen yırtılır çöpe atılır. Özellikle siyasi olarak yatanlarda.
Siyasiler topluca pul alır , yazdıkları mektubu zarfa ve puluda üstüne yapıştırır. Zarfın ağzı açıktır, okuyan idareciler yapıştırır.
Haberleşme sansürü yaşayan siyasilerden birileri, mektup pulunun arkasına özel kalemle küçük küçük bir şeyler yazmış ve pulu zarfa yapıştırmış. Mektubu alan zarfın iç kısmından pulun olduğu yeri azıcık sıcak buğuda yumuşatarak açar ve arkasında ki yazıyı okur.
Bunu zamanla öğrenen cezaevi idaresi pulları zarfa yapıştırmadan zarfın içine koyunuz der.
3 – M. Ö. 500 yıllarında yani 2500 yıl önce Eski iran ( Persler ) in başşehri şimdi ki iranın güneyinde ki SUS şehridir. Şimdi ki Anadolu ‘un Manisa ( ki o zaman adı SARP ) şehrine mektuplarını şimdi ki mektup ulaşım zamanından çabuk getiriyorlarmış. Nasıl ?
Bakımlı atların çektiği iki tekerlekli hafif arabalar. Mektuplar arabanın kutusunda Sürücü at arabasını hızlıca sürer. Olağan bakımlı bir atın normal koşacağı uzaklıkta bir atlı personelli istasyon vardır. Orada hazır bekleyen bir atlı arabalı ulak yeni gelenden mektup kutusunu aldığı an koşturur.. Belli mesafe sonra ki istasyona kadar . Tabi bu mektup taşıma işlemi ters yönde de olur .
Sus ve Sarp arası 1500 – 2000 km olsa , bir at saatte 20 – 30 km hızla gitse. Bir günde 500 – 700 km gidebilir. Bu demektir ki bu uzaklıkta ki yere mektuplar üç – beş günde gidebilir.
—- Kimbilir daha ne gibi mektuplaşmalar vardır. … Birde haberleşme vardır ki o zaman konu çok daha fazla olur.
Bekir Dağsever kimdir : Osmaniye / Düziçi / Çitli köyü doğumlu ve yaşayanı. Ne zaman doğduğunu kendiside bilmiyor. Bir elin parmakları kadar çocukları ve torunlarıda var. Düziçinde lise , Eskişehir Anadolu Üniversitesinde okudu. Emekli .
Halkbilim araştırıcısı ve derleyeni, öykücü ve özellikle şair. Bekir Dağsever için halkbilim araştırıcısı dedik ancak ; 14 kadar üniversiteyi bitiren genç araştırıcı Bekir Dağseveri araştırarak ya da onunla konuştuklarını yazarak ‘okul bitirme tezi ‘ yazarak diploma almışlardır. Başkaca dört kadar üniversite mezunu Bekir Dağseverle konuştuklarını mastır tezi yaparak yüksek lisans diploması almışlardır. Ve bir kişide gene Bekir Dağseverle çalışma yaparak, onu dinleyerek , dinlediklerini kaleme alarak Doktor ( doktora ) ünvanına kavuşmuştur.
Zamanını şu an Doğu Çukurova, Osmaniye , Düziçi / Çitli köyünde ve de Çukurova kentlerinde dolaşarak geçiren bir halkbilim yaşayanıdır. Basılı pek çok kitapları vardır.
Ne güzel yazılar hepsini beğeniyle okudum. Emegi geçenlere sayğılarimı sunuyorum.
Harika bir araştırma. Bekir Hocam’ın emeğine sağlık.
Ağbi bir de gönderilmeyen mektuplar vardır ki, gönderilmeyen, ve de gönderilmeyen, işte onlar, oku oku bitmez… Duldalarda çoğalır çoğalır, ağrılı sızılı bir yürek bırakır.